| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,938 | Üyeler: 10,668 | Online: 227 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI »

YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI Değerli bazı yazarlara iLişkin köşe yazıLarının yayınLanacağı böLümümüz.

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12.07.09, 13:05   #1
hasantalha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Refah
Üye No : 43
Üyelik tarihi : 08-08-2008
Mesleği : ÖĞRENCİ
Nereden : KONYA
Konuları : 188
Mesajlar : 779
Teşekkürleri: 303
359 mesajına 719 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4 hasantalha is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 06.06.11
Durumu : Status: Offline

Post İzmir, MTTB, Akıncılar ve Anadolu Gençlik

Cuma namazından sonra soluğu arkadaşlarla İzmir - Çankaya'da bulunan Akıncılar Derneği'nde alırdık. İzmir olmasına, kemiyet açısından abartılı olmamasına karşın Akıncılar olarak ayrıcalıklı bir yerimiz vardı bu şehirde. Öyle korku morku bilmezdik. Solcuların hâkim olduğu İzmir Konak meydanını bile afişlerle donatmakta bir beis görmezdik. Mücadele taraftarıydık. Lâkin şiddet yanlısı her harekete karşıydık.

MTTB kardeş kuruluşumuzdu. Cavit Okur, Hüseyin Dere gibi isimler o dönemde İzmir MTTB'de başkanlık yapmışlardı. Hatta bir dönem Fuar'ın Basmahane Kapısı'nın girişinin sağ tarafında bulunan MTTB İzmir teşkilat binasını dönemin popüler Belediye Başkanı İhsan Alyanak zabıtalarıyla basmış, çok büyük olmayan yönetim binasına el koymuş, eşyalarını dışarıya attırmıştı. Akıncılar olarak bunu hazmedemezdik. Alyanak'ın yöntemini uygulayarak bir ramazan günü binayı geri aldık. Mübarek ramazan ayı boyunca da binayı sabahlara kadar bekledik. Başkan Alyanak baktı ki bu iş olmayacak, o da vazgeçti. Sonra ne yaptıysa Cuntacılar yaptı. 12 Eylül'le birlikte çoğu mensubunu işkencelerle yamultup ortada ne AKINCILAR DERNEĞİ'ni bıraktılar, ne de MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ"ni...

Akıncılar deyip geçmeyin... Yiğit insanlardı, hâlâ da varlıklarını çeşitli şekilde sürdürüyorlar... Tabii değişimden nasibini alıp modernleşme sürecinde dökülenler de var...

Zaman öğütüyor. Zaman siperleri terk edenleri daha fazla öğütüyor. Bazen geçmişte birlikte olduğumuz dostlarla karşılaşıyor, hasbihal ediyoruz. Farklı kulvarlarda yürüyorlar. Olabilir, bunda yadsınılacak bir taraf yok. Ne var ki konu zihniyetten düşünceden açılınca, tuhaf bir yargılamaları var ki, kabul edilebilir gibi değil... Sloganı andıran tumturaklı laflar edip, enaniyet içerikli tavırlar gösterince tabii bizim payımıza çokça susmak, bazen de dayanamayıp paylamak düşüyor... Yine de bu dostların geçmişteki samimi tavırlarından dolayı gönüllerini kırmamak gerekiyor.

İslâmcılık bitmişmiş... vs. Biz hâlâ İslamcıyız ve siperlerdeyiz. Duruşumuz, tavrımız belli. Öyleyse dökülen ya da değişim geçirenlere bakmak yerine, biz düşünce siperlerinde eğilip bükülmeden yürümeye mecburuz... Bu anlayışla varlığımızı sürdürmeye zorunluyuz.

Bu bağlamda bir noktaya kadar Milli Görüş çizgisinde geçmişteki Akıncılar'ı, MTTB'yi çağrıştıran Anadolu Gençlik teşkilatının çalışmalarını fazlasıyla önemsiyorum. Gerçekten önemli bir işlevi görüyorlar. Daha da etken olmalıdırlar. Zaten ülkenin en büyük gençlik kuruluşu olma konumundalar. Müesseseleşme bazında yeterli adımlar atıldığında daha da etken ve kalıcı olacak, bu topraklarda evrensel inancın meşalesini yayacaklar ve ülke üzerinde oynanan oyunları tersyüz edeceklerdir.

Sözün özü: Anadolu Gençlik teşkilatına çok fazla önem atfediyor ve bu gençlik kuruluşuna daha fazla destek verilmesini istiyorum. Bu gençlik teşkilatının müntesipleri de bir an önce Mehmed Âkif, Necip Fazıl isimleri altında araştırma merkezleri oluşturmalıdırlar. Eğitim, temel hedefleri olmalı, insan yetiştirmeye öncelik vermelidirler. Unutmasınlar ki bu ülke Osmanlı'nın beyniydi. İslâm coğrafyasında diriliş çiçeğinin açması için önce Anadolu'da bu çiçeğin açıp İslâm coğrafyasına yön vermesi gerekmektedir. "Kişi düştüğü yerden kalkar" anlayışıyla geceyi gündüze katıp önce kendilerini yetiştirmelidirler. Yoğun bir okuma ve mütalaa, sabır, müsamaha ve sinsi tuzaklara düşmeden bu gençlik teşkilatının mensupları birer fikir sakası olmalıdırlar.

Anadolu Gençlik, kültür ve medeniyet noktasında Türkiye'nin tekrar istenen ve özlenen yere gelebilmesi için üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmesi gerekmektedir. Özlenen ve istenen ideal bir gençlik... Necip Fazıl'ın işaret ettiği gibi bir gençlik...

"Kim var?" diye seslenince, sağına soluna bakmadan, fert fert, "Ben varım!" cevabını verici, her ferdi, "Benim olmadığım yerde kimse yoktur!", duygusuna sahip bir dâva ahlâkını parıldatıcı bir gençlik..."

Biz tekrar İzmir'e dönelim. Hatıraların gergefinden kurtulmayı deneyerek yazımızı sürdürelim.

İzmir şehri, İstanbul ve Ankara gibi koşuşturmanın fazlasıyla egemen olduğu bir şehir değildir. Biraz rahvan- bohem bir şehirdir. Ulaşım kolaydır. Şehirde yaşamanın bedeli fazla ağır değildir. Hayat diğer şehirlere oranla daha katlanılabilirdir. Kiradan tutunda, çarşı-pazar açısından diğer büyük şehirlerden daha ucuz ve kalitelidir.

Değişim açısından bu şehirde nasibini almaktadır. Ne Cici Park kalmıştır ortada, ne de tek katlı evler. Şehrin değişmeyen yüzü Kemeraltı, Kordonboyu, Basmahane ve Varyantla sınırlı gibidir. Bir de Fuar vardır. Ne var ki Fuar'ın İzmir'in adeta oksijen deposu olma özelliği kaybolmaktadır. Buna karşın Fuar'da olduğu gibi İzmir'e en yakışan görkemli ağaç, palmiyelerdir. Bu ağacın Medine dışında bu kadar yakıştığı şehir azdır. Sözgelimi İstanbul'a en çok yakışan ağaç manolyadır. Yani saray ağacı. Erguvanlar ise Boğaz'ın en ayrıcalıklı, en güzide ağacıdır. Palmiyeler ise İstanbul'da eğreti durur. Ödünç bir ağaç gibi. İzmir'in palmiyeleri ise Medine'yi çağrıştırdığı için anlamlıdır. Ege'deki Zeytin ağaçları ise özgürlüğün simgesi olarak kabul edildiği için Kudüs'ü anımsatır... Ege ve Kudüs... Ne kadar güzel bir ikili.

İzmir'in Urla, Çeşme ve Seferihisar yöresine mandalina ağaçları çok yakışır. Ne var ki Narlıdere, İnciraltı gibi mandalinanın geçmişte harman olduğu yerlerde artık bu ağaçlar beton binalarla yer değiştirmiştir. Hatta Güzelbahçe'de de aynı olumsuzluk söz konusudur. Tire'de ise zeytin, incir ve cevizin hükümranlığı devam etmektedir. Ödemiş'e, Bayındır'a kaç zamandır gitmediğim için bilmiyorum. Ödemiş'in Birgi'sinde acaba, Birgivi Mehmed Efendi hâlâ geçmiş zaman şiirini okuyup, öğrencilerine ders veriyor mudur?

Artık susmalıyım, bu kadar konuşmak yeterli değil mi?


Fahri Güven-MİLLİ GAZETE
__________________
قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
View hasantalha'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
akıncılar, anadolu, gençlik, mttb, İzmir

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:09 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.