|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,938 | Üyeler: 10,668 | Online: 226 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI Değerli bazı yazarlara iLişkin köşe yazıLarının yayınLanacağı böLümümüz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Üye
Üye No : 6467
Üyelik tarihi : 24-12-2009
Konuları : 10
Mesajlar : 13
Teşekkürleri: 0
7 mesajına 15 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 10.03.12
Durumu : Status: Offline
|
Bilgi ve savaşın aralarındaki ilişkileri matematiksel ifade ile ters orantılı olması gereken bir durumdur. Çünkü bilgi gelişmişliğe ve uygarlığa açılan kapı iken savaş aksine gelişmişliğin ve uygarlığın önünde engel olması gerekir. Ama baktığımız zaman bilgi ve teknoloji çağını yaşadığımız modern zamanlarda savaşın acımasızlığını daha fazla hissetmekteyiz. Bunun sebebi üzerine iyi düşünmemiz gerekir. Öncelikle modern dünyaya yön veren bilgi ve teknolojinin fikri aşamada gelişme sürecini irdeleyelim. Günümüz bilgi ve teknolojinin temelini teşkil eden batı medeniyetinin insana ve doğaya bakışı sakat bir düşünce sisteminin ürünüdür. Hıristiyan batı, insanın daha doğumundan günahkar olduğunu düşünmektedir. Bu yüzden dini bir törenle temizlenirler ve bu törene iştirak etmeyen ötekileri günahkar olarak görürler. Günahkar olan bu insanların batılılar tarafından medenileştirilmesi ve günahlarından arındırılması gerekmektedir. Sömürü düzeninin zihinsel tabanı bu görüşten beslenmektedir. Bu zihinsel düşünceyle beslenen bilgi ve teknoloji insanların hayrına olamayacağı kesindir. Doğadaki her şey Allah´ın insanlara bir nimeti olması gerekirken ve Allah´ın bir emaneti olarak en güzel şekilde muhafaza ve gelecek nesillere bırakılacak miras iken, batının gözüyle doğadaki her şeyin sahibi insan (sadece batılı insan) ‘dır. İnsan doğayı istediği şekilde kendi menfaatleri doğrultusunda istediği gibi kullanmalı ve doğa insanın kontrolünde olmalıdır. İnsan doğayı şekillendirebilmelidir. Bu sakat anlayışın getirdiği bilgi ve teknolojik gelişme tabiatı ve çevreyi tahrip etmesi kaçınılmaz olmuştur. Hıristiyan batı düşüncesinin temeli Eski Mısır Medeniyetine dayanmaktadır. Firavun ve köleler düzeninden kurulu bir sosyal yapı olarak Eski Mısır medeniyeti efendi köle düşünce yapısının temelini teşkil etmektedir. Eski Mısır Medeniyetinden sonra Yunan Felsefesi daha sonra Büyük Roma İmparatorluğu Hıristiyan batının “medeniyet” birikimleridir. Tamamen gücü, tekebbürü ve menfaati esas alan bu “medeniyet” tarlası insanlık için sömürü, zulüm ve savaştan başka sunabileceği bir şeyleri bulunmamaktadır. Teknolojiyi elinde bulunduran güçlerin (insan, aile, aşiret, ulus, medeniyet vs... adına ne dersek diyelim) teknolojiyi kullanma şekli ve amacını mensup oldukları medeniyet tasavvuru belirlemektedir. İşte batının sahip olduğu “medeniyet” birikimi, bilgi ve teknolojinin verdiği güçle tekebbür, tahakküm ve zulmü dolayısıyla savaşı doğurmuştur. İnsanı ve kaynakları sömürmeyi kendilerince meşru gören, tabiatı tahribi insanın doğa karşısındaki zaferi gibi algılayan modern dünya ellerindeki bilgi ve teknolojiyi bu doğrultuda kullanmaktan kaçınmamışlardır. Bilgi ve teknoloji her şeyden önce bir sömürü ve tahrip aracı olarak kullanılmıştır. Batının gelişim süreci bilimsel bilgiyi, bilgi ise teknolojik gelişmeyi beraberinde getirmiştir. Teknoloji insanları belli yaşam kalıplar içerisine hapsederken bu sayede zihinler kontrol ederek farklı düşünmeyi ve yaşamayı engellemiştir. Bu sayede elde edilen güç insanların sömürülmesine ve tabiatın tahribine kullanılmıştır. Bu şekilde kullanmanın en etkili yolu tabiki savaştır. Coğrafi keşiflerle birlikte yeni yerleri bulan batılılar, askeri güçlerini yerel halk üzerinde acımasızca kullanmışlardır. Bilgi ve teknolojinin gelişmesi bu sömürü düzenini beslerken, aynı zamanda yeni bilgi ve teknoloji üretilmesi için bu gelişme zulüm aracı olarak kullanılmıştır. Masumane bir pencereden baktığımız zaman bilgi ve teknolojinin gelişmesi insanlığın hayrına olması beklenirken aksine insanlığı ifsada yol açmıştır. Bunun başlıca sebebi başta belirttiğimiz gibi bilgi ve teknolojinin beslendiği “medeniyet” birikiminin sakat olmasıdır. Günümüzde savaş son derece üstün teknoloji üzerinden yürütülmektedir. Bilgi altyapısı ile geliştirilen teknoloji savaşın acımasızlığı ile birleştirildiğinde insanlık için bir tehdit unsuru oluşturulmaktadır. Savaşlarda bilgi ve teknoloji yönünden gelişmemiş olan taraf yıkım tehdidi altında kalmaktadır. Çünkü bilim ve teknoloji insanlığın hayrına değil, savaşlarda üstünlüğü ele geçirebilmek için kullanılmaktadır. Bilim ve teknoloji ile beslenen savaş sadece güçsüz tarafı ya da tarafsız kalabilmiş insanları etkileyeceği anlamına gelmemelidir. Bilgi ve teknolojiyi elinde bulunduranlar ve bunu savaş yoluyla acımasızca kullananlar da bu etkinin olumsuzluklarından zamanı geldiğinde etkileneceklerdir. Örnek olarak İkinci Dünya Savaşında elindeki gücü acımasızca masum insanlar üzerinde kullanan, iki şehri atom bombasıyla yok eden Amerika bugün sürekli kimyasal silah tehlikesine dem vurmaktadır. Hatta bu konu üzerine paranoyak bir şekilde giderek gelebilecek bir saldırıyı evvel bir saldırı ile durdurma gibi yollara başvurmaktadır. Bu tehdit canlı cansız bütün yaşam alanını içermektedir. Gerek Afganistan savaşı gerek Irak Savaşı gerekse İran üzerine uygulanan psikolojik baskı ve ambargo bu tehdit unsurunun bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu savaşlarda bilgi ve teknolojiyi elinde bulunduranlar öteki kabul ettiklerini katletmek için ellerindeki bu gücü kullanmaktan kaçınmamışlardır. İşte bilgi ve teknolojinin masumluğu içerisinde ele alamayacağımız bu gelişim, insan zalimliği ve tamahkarsızlığı içerisinde tehdit olarak karşımızda dikilmektedir. Hem bu şekilde yeni teknolojik savaş aletlerin denenmiş olduklarını görmekteyiz. Bilimin gelişmesi için nasıl geçmişte insanlar kobay olarak kullanılmışsa günümüzde de insanlar savaş teknolojisi üzerine kobay olarak kullanılmaktadır. Savaşların en büyük sebeplerinden birisi ekonomik beklentilerdir. Genel olarak savaş, ekonomik bakımdan son derece büyük oranda götürüsü olan bir durumdur. Fakat teknolojik gücü elinde bulunduran güçler, bunu ekonomik getiri olarak değerlendirmek istemektedirler. Günümüzde çatışma alanlarının ortak özelliği yer altı zenginliklerine sahip olmasıdır. Savaşı bu şekilde ekonomik bir getiri olarak görenler teknolojik ilerlemişliğine ve dünya kamuoyundaki konumuna yani karşı konulamaz gücüne güvenmektedir. Dün sahip oldukları bilgi ve teknoloji ile karşı konulamaz bir güç elde edenler, bugün bu karşı konulamaz gücüne güç katmak için hiçbir meşruiyeti olmayan tutumlar içine girmektedir. Bilgi ve teknolojinin beraberinde getirdiği kamuoyunu etkileme gücü giriştikleri bu haksız savaşlar için meşruiyet sağlamakta ve psikolojik olarak dünya kamuoyunu hazırlamaktadırlar. Aynı kamuoyunu etkileme gücü savaş içinde yaşananları kendi lehleri yönünde izlenimi vermektedirler. Hem savaşın kazanılmasında psikolojik ortam oluşturmakta hem de savaş sırasında yaşanan sivil katliamları insanlığın dikkatinden kaçırmaktadırlar. Çünkü günümüzde bilgi ve teknoloji ile beslenen savaş hali sivil katliamı ve tabiatın tahrip edilmesini beraberinde getirmektedir. Günümüz evrensel değer yargılarını oluşturanlar bilgi ve teknolojik olarak güçlü olanlardır. Temel hak ve özgürlükler, eşitlik, barış, temiz çevre, sürdürülebilir kalkınma gibi değer yargılarını belirleyenler gücü elinde bulunduranlar olduğu için ortaya çarpık bir değerler bütünü çıkmaktadır. Günümüzde baktığımızda gerek insan için gerekse doğa için bir felaket olarak gösterebileceğimiz kimyasal ve biyolojik silahlar, bilgi ve teknolojik ilerlemişliği olan ülkelerin elindedir. Bunu kullanıp kullanmama yetkisini kendinde gören bir anlayış her zaman bir tehlike unsuru olarak görülmektedir. Dünya kamuoyunda söz sahibi bu ülkeler kendilerinde bu hakkı görebilmekte ve gerektiğinde kullanmaktadırlar. Bunun için evrensel değer yargıları, bu sakat anlayışa sahip gücün önüne geçememektedir. Sonuç olarak aydınlanma çağı ile bilimsel bilgide önemli yol kaydeden batı bu gelişmişliğini köküne uygun olarak tahakküm ve sömürü aracı olarak kullanmıştır. Kurdukları bu sömürü düzeni batıya zenginliği getirmiştir. Bilgi ve teknoloji ile beslenen sömürü düzeni insanların katliamına tabiatın tahribine neden olmuştur. Günümüzde bilgi ve teknoloji bir sonraki gelişmişlik düzeyini insanlara dayatmaktadır. İhtiyaç haline getirmektedir. Böylece teknolojik gelişmişlik takibi zor bir hızla devam ederken insanlık her gün daha fazla ifsada uğramaktadır. Bilimsel yönden ve teknoloji bakımından gelişmiş olanlar, diğerlerine karşı bu avantajlarını onların güçsüzleştirilmesi ve sömürülmesi şeklinde kullanmışlar ve güçlü güçsüz ayırımını derinleştirmişlerdir. Bununla da kalmamış bilimsel bilgi teknolojiyi teknolojinin gelişme trendi bilgiyi tetiklemiştir. İkisinin sonucunda batının dayandığı “medeniyet” birikimi tekebbür, tahakküm ve zulmü doğurmuştur. Konumlarını muhafaza dürtüsü ve stratejik beklentiler savaşla desteklenmiş, insanların ve tabiatın katledilmesi ile sonuçlanmıştır. Doğal olarak batının sakat düşünce evreninde gelişen bilimsel bilgi ve teknolojik gelişmişlik düzeyi insanlığa vaat edebileceği tek şeyi sunmuştur. Savaş, katliam, zulüm, sömürü, tahakküm, açlık, sefalet, çevre kirliliği ve küresel ısınma… Muhammet ESİROĞLU m.esiroglu@hotmail.com http://www.anadolugenclik.com.tr/tr/...?p=oku&id=1120 |
|
|
![]() |
| Etiket |
| ayağı, bilgi, saç, savaş, teknoloji, Üçlü, zulmün |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| TEKNOLOJi DE Dünyayı Değiştirecek Buluş | biryudum_41 | SERBEST KÜRSÜ | 0 | 10.01.09 08:06 |
| Teknoloji | Alemdâr-ı İslâm | İSTİŞARE | 4 | 19.11.08 13:34 |
| Paylaşım Bölümüne Teknoloji Haberleri | öfs | © Geri Dönüşüm Kutusu | 3 | 26.08.08 18:56 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|