|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,937 | Üyeler: 10,668 | Online: 221 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI Değerli bazı yazarlara iLişkin köşe yazıLarının yayınLanacağı böLümümüz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 271
Üyelik tarihi : 26-08-2008
Mesleği : Uyku Tulumunda Öğrenci
Nereden : Vizörün Arkası
Konuları : 526
Mesajlar : 5,948
Teşekkürleri: 2,509
2,500 mesajına 4,912 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Zayıfın dili tatlı olur. Zayıf adam ve medeniyetler güçlülerin karşısında “Sevgi, saygı, barış, hoşgörü” gibi laflar zırvalar ama fırsat kendisine geçince o cici fikirleri unutmaya çalışır, hatta hatırlatan olursa ilk onun kafasını keser. Aziz Nesin, Sezai Karakoç, Orhan Gencebay (Ne alâkası varsa!) Atilla İlhan gibi tonlarca yazar çizeri kafanızdan geçirin. Hepsi kısadır. Boksör olamamış, adam dövememiş herkes yazar, şair olabilir! Edebiyat, sevgi, saygı, hoşgörü güç kullanamayan cılızların estetik gücüdür “Af, sevgi, hoşgörü” güçlüye yakışır, çünkü diğerleri başkasını bağışlarken aslında kendilerini bağışlamak isterler. Af, rahmet, Allah’ın vasıflarındandır, onları uygulamaya çalışmak elbette iyidir ama bu vasıfların güçlülere yakışacağı daha gerçekçidir. Zayıf, “Sevgi, saygı, hoşgörü” diye sızlanıp avuçlarını ovuştururken vakit kazanıp güçlünün düşeceği günü bekler. Edebiyat, şiir, süslü satırları hiç sevmem. Zaten ben işimi severek yaptığımı asla söylemedim. Yeryüzünü gezseniz yazı yazmaktan benden daha çok nefret eden başka bir adam bulamazsınız. Bir çok röportajımda bunu söyledim, inanmıyorlar, akılları ermiyor. Ben diyorum ki “İşinizi severek yaparsanız başarılı olamazsınız!” İşini sevmeden yapanlar, uğraştıkları işi bir an önce en mükemmel şekilde ortaya koyup gitmek isterler. “En iyisini yapıp gideyim, bir daha buraya dönmeyeyim, bir konudan daha kurtulmuş olayım” diye düşüncelerimin en ucuna gidip yazı yazıyorum, bana kitaplarımı yazdıran bu duygulardır. Bir cümle kurarken o kadar uzağa giderim ki oturduğum yerde yorulurum. Yoruldukça da nefret ederim yazmaktan. Edebiyat yüzünden gürültü hastası oldum. Yılda iki kez ev değiştiriyorum. Yazarken bir ses veya gürültü gelse kendimden geçerim komşulara baltayla saldırırım. Çünkü her gürültü zor bela gittiğim yazının uçurumlarından beni odama geri getiriyor. Bir yazarı en uzak yerlerden geri getiren bir ev hanımına siz olsanız katlanabilir misiniz? Ablalar balkondan halı çırpınca ben bir uçurumdan gelip ona kendi balkonumdan küfrediyorum. Kaç paragrafım, kaç tarihe geçecek cümlem bir seyyar satıcının megafonuyla uçup gitmiştir anlatamam. Örneğin: “Yaratıcılık çaresizlikle orantılıdır.” cümlesi geziyor beyninizde ve o sırada adamın biri dakikalarca camlar dökülene kadar “Soğan, patates” şeklinde bağırıyor. Böyle bir cümlenin soğanla takas edilmesine can mı dayanır? Okulların ilk hatası şu fikirdir: “İşinizi severek yapın.” Onu çürüttük zannedersem. Kimse bana “Okullar hapishaneden fazla işe yarıyor.” dedirtemez. Dikkat edin birçok suç refleksle işlenir. Reflekslerde kültürel, insani, binyılların birikimi vardır. Örneğin yoldan geçerken birisi ailenize laf atınca o adamı döversiniz ya da iş büyüyünce katil olursunuz. Eğitimden geçmiş bir lavuk değilseniz doğrusu budur. Hayır, de ki yaptıklarımız yanlış da olabilir. Eğitim, elimizden yanlışlarımızı da alır. Hal böyle olunca insan tecrübe biriktiremez. Tarihi kılıçlar yazdı. Kılıç medeniyetlerini kim yıktı? Okullar… Nasıl? Ok ve kılıç kullanabilen erkekleri müzik, fizik, kuantum, dilbilgisi, İngilizce, şiir, resim, heykel, borsa filan öğreterek. Peki, soruyorum şimdi? Tüm Batı’nın klasiklerini, şiirlerini, müzik ve filmlerini izleyip, şömine kenarında Kant tartışırken üstümüze bombaları kim yağdırdı, Irak’a, Afganistan’a, Afrika’ya girip ölümlere, tecavüzlere kim sebep oldu? Bizlere “Et zararlı, sebze yiyin, daha sağlıklı” deyip kendileri niçin et yiyorlar? Çünkü et yiyenler savaşçı olur, sebze duygusallaştırır. Peki bu köpeklere aldanıp niçin sebze toplumu oluyoruz. Hepsi kurmaca, hepsi tuzak, oyun… Okullar cahilleştirir. Bir çocuk okula başlıyor, üniversite bitiriyor, derken otuz yaşında mesleği oluyor. Oysa bir çocuk önceden usta-çırak ilişkisiyle otuz yaşına gelseydi ne olurdu? Tabi ki yirmisinde kendi dükkanı, yirmi beşinde zengin, otuzunda çırakları olurdu. Okul denen saçmalığın içinde niçin bocalıyoruz? Okumayanın aç kalacağı inancı nasıl oluyor da Müslümanların bile aklına yatıyor? Bakın, bir sel çıkıyor ve Yüksek Makine Mühendisi adamlar yüzme bilmediğinden boğularak ölüyorlar J Bolu Dağı’nda aracı bozulan Uzay Mühendisleri tavşan avlayıp iki gün hayatta kalamıyorlarJ İnsanoğlu kendine kulübe yapamıyor, ateş yakamıyor, otların, böceklerin isimlerini bilmiyor, sakal tıraşını olamıyor ama çalan müziğin notaları hakkında saatlerce konuşabiliyor, bilgisayar programlarını ezberliyor… Saçmalık, delilik, geri zekâlılık, aptallık! Söküğünü dikemeyen, sobasını yakamayan, yangın söndüremeyen, ekmek yapamayan şapşal, gelişmiş bir insan türettiler. Medeniyet olarak hayvanlardan gerideyiz, bir fark etseler? Doğal felâketlerde türünün başına geçip ulusunu kurtaran geyikler kadar zeki olduğumuzu söylemeyin banaJ Dörtte üçü sularla kaplı olan bir gezegende yaşıyor, yüzme bilmiyor ama İngilizce kursuna gidiyoruz. Okullarda şiir kalıpları, fizik-kimya formülleri ezberliyoruz, saçmalık, akılla, fikirle ilgisi yok J Modernizm, okullar, kutsal bilgi çılgınlığı Mars’a gidip ateş yakmasını bilemeyen yeni bir insan türü üretti J Alın başınıza çalın. Vivaldi dinleyip, Dostoyevski okuyun. Batılılar et yiyip, kaslarıyla gelecek tıpkı Moğollar gibi kütüphanelerinizin içine tükürüp okullarınızı yakacaklar ve siz oturup “Bir zamanlar filanca yazarımız böyle bir şey demişti ama inanmamıştık” diyeceksiniz. Hapishaneler Yusuf’un Kuyusu’dur. Her suçun bir cezası olduğunu öğreniriz orada. Bu kuyularda geçmişimizi sorgular, hatalarımızı gözden geçirir, geleceğimizi daha akıllı kurarız. Hapishane, tövbe kapısıdır. Sabrın okuludur. Uç taraflarımızı törpüleyerek yeni bir hayata adımlar atarız oradan. “Gereksiz ilimden Allah’a sığınırım.” diyen bizler okullardaki bütün gereksiz bilgileri öğrenmeye çabalıyoruz. Bitmeyen yarış ve sınavlar sebebiyle çocuklarımız panik atak oluyorlar, hırsa kapılıyorlar, insanlıktan çıkıyorlar, uykusuz kalıyorlar… Ölene dek sınavları bitmeyen insanlara altı ay askerlik yaptırıyoruz! Savaş çıkınca diplomalı nonoşları mı cepheye göndereceksiniz? Allah akıl versin… Okullar, asker milletleri yok edip salon erkekleri yaratıyor. Meslekler, zanaatlar ölüp gitti. Herkes kafasıyla para kazanmaya çalışıyor. Yanlış… Ellerini kullanmayan, elleri bir alet kavramayan ve elleriyle, kaslarıyla rızkını kazanmayan insan kulluğunu unutur. Kulluk için çalışmak, ter dökmek gerekir. Ellerimiz çalıştıkça kibrimiz törpülenir. Öğrenmek acıyla olur. Öğrenme travmatiktir. Acıyla öğrendiklerimizi unutmayız. Bilgi sokaktadır. Öğrencinle hayat paylaşıp çay içeceksin, geceleri uyanıp battaniyesini örteceksin. “Ben yazdım tahtaya, ezberle gel haftaya…” Yok öyle… Peygamberler bile insani mesleklerle yorularak ekmek parası kazanırken, basit insan nasıl oluyor da üç kuruşluk bilgisini ceviz masasında pazarlayabiliyor? Bu hakkı ona kim verdi, bu okulları, şeytanın evlerini kim icat etti, ne zaman yıkılacaklar Allah’ım, ben de görebilecek miyim yıkıldıklarını? NOT: 1. Lütfen yazımı okuduktan sonra hiçbir öğretmen elini vicdanına koymadan bana eleştiride bulunmasın. (Biliyorum ki akıllı uslu öğretmenler de var ama onlar da müfredatı aşamıyorlar.) Merak etmesinler, okullar yıkılıp hapishaneye dönüşünce eli öpülesi öğretmenlerimizi (özlük haklarına dokunmadan) gardiyan yaparız oraya. 2. Aklı başında bir yazarın bu yazıyı yazması beklenemez ama ben yine de içimdekileri yazmaktan vazgeçmek istemedim, zaten ne demek istediğimi halen anlayamamış biri olursa da kısmet diyelim… Bundan sonra beni okumazlar fakat yıllar sonra da “Vay anasını!” derler hepsi o…
__________________
Leyese için dua bekliyor.
|
|
|
| Bu mesaj için Kara Kalem kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 6735
Üyelik tarihi : 02-02-2010
Mesleği : eğitimci
Nereden : sarıyer anadolu gençlik
Konuları : 727
Mesajlar : 5,141
Teşekkürleri: 2,609
2,697 mesajına 5,300 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu :
Status: Online
|
ooo çok şey istiyorsun... merak ettim doğrusu bu vatandaş eğitimci mi acaba |
|
|
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 271
Üyelik tarihi : 26-08-2008
Mesleği : Uyku Tulumunda Öğrenci
Nereden : Vizörün Arkası
Konuları : 526
Mesajlar : 5,948
Teşekkürleri: 2,509
2,500 mesajına 4,912 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
hayır,delinin biri,sevdiğim saydığım bir deli.
__________________
Leyese için dua bekliyor.
|
|
|
| Bu mesaj için Kara Kalem kullanıcısına teşekkür edenler: | Cihan_ŞümuL (15.02.10) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 271
Üyelik tarihi : 26-08-2008
Mesleği : Uyku Tulumunda Öğrenci
Nereden : Vizörün Arkası
Konuları : 526
Mesajlar : 5,948
Teşekkürleri: 2,509
2,500 mesajına 4,912 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
bir ara üniversite ve kapitalizmi bağdaştırmıştım. ne alaka demişlerdi. saolsun bülent abi daha geniş çaplı düşünmüş
__________________
Leyese için dua bekliyor.
|
|
|
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 6286
Üyelik tarihi : 26-11-2009
Mesleği : öğrenci
Nereden : istanbul
Konuları : 53
Mesajlar : 1,134
Teşekkürleri: 484
359 mesajına 611 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 15.03.11
Durumu : Status: Offline
|
hz. peygambere inen ilk ayette ikra yani oku diyor bu yazısında söyledikleri islamla çelişiyor...
__________________
Milli Görüş; Bu milletin inancıdır, tarihidir, kimliğidir, ruh köküdür.
Prof.Dr.Necmettin ERBAKAN |
|
|
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Refah
Üye No : 695
Üyelik tarihi : 04-10-2008
Mesleği : memur
Nereden : samsun
Konuları : 46
Mesajlar : 902
Teşekkürleri: 1,559
362 mesajına 607 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 05.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Bize okutulanlareın yanlışlıgına değiniyor. Okumayın demiyor.Okuyan kişileri vasıfsızlıgına dikkat çekiyor."uzman cahiller" toplumu olduk diyor. Bizim nasıl kandırıldıgımızı anlatmaya çalışıyor. Yda ben öle anlıyorum ![]() ![]() ![]() **** İçimizdeki öküze oha deyin kitabını okuyorum. Gerçekten farklı bir uslubu var.ama duygularına katılmamak mumkun değil. |
|
|
![]() |
| Etiket |
| akyÜrek, kapatılsınbülent, okullar |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Avon Kataloğu-Bülent AKYÜREK | Kara Kalem | YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI | 19 | 05.02.10 09:52 |
| Ben Niçin Karga Kovalamadım-Bülent AKYÜREK | Kara Kalem | YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI | 0 | 27.01.10 12:58 |
| Bülent AKYÜREK'e Soru Sormak İstermisiniz? | Kara Kalem | Akademi Röportajları | 7 | 27.11.09 09:41 |
| Kişisel Gelişim Yahudidir-Bülent AKYÜREK | Kara Kalem | SERBEST KÜRSÜ | 0 | 26.11.09 11:34 |
| Bülent AKYÜREK (ALINTI RÖPORTAJ) | Kara Kalem | SERBEST KÜRSÜ | 2 | 24.11.09 10:59 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|