| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,938 | Üyeler: 10,668 | Online: 225 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI »

YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI Değerli bazı yazarlara iLişkin köşe yazıLarının yayınLanacağı böLümümüz.

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08.01.12, 11:25   #1
ribat reisesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 10662
Üyelik tarihi : 25-08-2011
Mesleği : hak davada nefer
Nereden : medeniyetler başkenti istanbul
Konuları : 95
Mesajlar : 942
Teşekkürleri: 729
634 mesajına 1,435 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1 ribat reisesi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart Saadet Partisi kendisine yakışanı yapıyor..!




Suriye'deki gelişmelerin gündemimize girdiğinden bu yana, konu ile ilgili yapılan değerlendirme, tartışma ve polemikler ne yazık ki, meseleye gerçekçi, adil, basiretli ve mantıklı bir çözüm arayışlarını hep gölgede bıraktı.

Aslında bir bakıma istenen de buydu. Ortam öylesine bulandırılmalıydı ki, gözler gerçeklikleri yalın bir şekilde göremesin, mantık ve hikmet devreden tamamıyla çıksın, gazap ve husumet fırtınaları altında canlar daha çok yansın ve pusuya yatmış düşmanlarımız kurguladıkları senaryoyu adım adım uygulasın...

Saadet Partisi'nin Suriye konusunda sergilediği bu tavrı kritik etmeden önce, kendi adıma da bir itiraf olarak bir noktaya işaret etmek istiyorum.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra, Milli Selamet Partisi kapanmış, Akıncılar, Milli Türk Talebe Birliği, İstanbul Kültür Ocağı ve benzeri İslami kuruluşların kapısına kilit vurulup bu müesseselerin lider, yönetici ve mensuplarından birçoğu tutuklanarak cezaevlerine konulmuştu.

Henüz 17 yaşına girmemiştik, bir bakıma ortada kalmış, sırtımız, duvarımız yıkılmıştı. Erbakan hocamızın karşısında "akıncı asker, Komutan Erbakan" diye slogan atarken, emperyalizm, siyonizm ve yerel mason diktatörlüğü karşısında İslam'ın sesini yükselten bu aziz liderle birlikte olmaktan duyduğumuz güven, onur ve heyecandan mahrum kalmıştık, bir bakıma yetimdik artık…

11 Şubat 1979'da gerçekleşen İran İslam İnkılabı, dünya Müslümanlarına ayrı bir heyecan kattı. Bir taraftan İran İslam devrimi, diğer yandan Afganistan İslam direnişi öbür yandan da Şehid Seyyid Kutub'un eserlerinden "İslami harekette metod" noktasındaki çıkarsamalarımız, bizi "tağut bir düzen içinde İslami parti" modelinden uzaklaştırdı. Artık, "uzlaşmacı" olarak tanımladığımız parti hareketinin Peygamberi bir metod olmadığını, partisel bir hareketle İslami hedefle ulaşılamayacağını ve bu metodun tevhidi İslami kimliği zedeleyeceğini düşünmeye başladık.

Buradan hareketle bazı deyimler geliştirdik; kendimizi "tevhidi müslüman", "devrimci müslüman", "hizbullahi müslüman" gibi deyimlerle adlandırırken, Parti hareketini de "sistem içi mücadele" katagorisinde mahkum ediyorduk.

Bazı kardeşlerimiz, bu metodoljik ayrışmayı "akidevi" temelde ele alarak, partisel hareketin "şirk ve cahiliyye"ye bulaşma anlamına geldiğini, dolayısıyla, sistemin araçlarını kullanarak İslami hedefler peşinde olanların itikadi açıdan da büyük bir yanılgı ve sapma içinde olduklarını söylüyorlardı.

Artık bazılarının "radikal müslüman" bazılarının "devrimci müslüman" diye tanımladığı biz "tevhidi" İslamcılar "sistem dışı mücadele" düzleminde yer alırken, partisel yöntemi seçen Müslümanlar da "sistem içi mücadele" ile tanımlanarak araya bir hendek kazılıyordu.

"Doğrusu, bizler partisel hareketi hiçbir zaman "itikadi" düzlemde mahkum etmemiş olmamıza karşın, genelde o düzlemde aynı duruştaymışız gibi de algılanıyorduk."


O süreçte, "tevhidi Müslümanlar", "devrimci Müslümanlar" "cihad", "şehid", "şehadet", "inkılab" kavramlarına özellikle vurgu yaparken, kendilerini "tağut karşısında uzlaşmaz, İslam düşmanlarının saldırıları karşısında savaşkan, emperyalizm ve siyonizm karşısında direnişçi" olarak gösterirken, partisel hareket içinde olanlar da korkaklık, pısırıklık, uzlaşmacılık, nitelemeleri ile öteleniyor, küçümseniyordu.

Her ne kadar başta Merhum Necmeddin Erbakan hoca olmak üzere Milli Görüş hareketi liderleri sıkıyönetim mahkemelerinde ağır hapis cezaları ile yargılanıp duruyorken, karakol yüzü dahi görmeyen biz devrimciler de, uzlaşmazlık pozlarıyla övünç gösterisinde bulunuyorduk...

Hızlı geçelim;

Derken 28 Şubat sürecine geldik; yine hedefte başta Necmeddin Erbakan olmak üzere, Milli Görüş hareketi vardı; emperyalizm ve siyonizmin yeminli savaşçıları, canlarını sıkan Refah-Yol'a topyekün bir saldırı başlatmış, Erbakan hoca için "Yassıada" seçeneği yüksek sesle dillendirilmeye başlanmıştı. Tüm bu gelişmeler birilerinin gözlerini korkutup geri çekilmelerine yol açarken, Erbakan hoca ise sabır ve metanetini koruyor, belki de sinesine sakladığı acıları gizleyerek, mütebessim bir edayla Müslümanlara moral ve sükunet vermeye çalışıyordu.

28 Şubat'taki o meşum Milli Güvenlik Kurul toplantısında Erbakan hocanın nasıl bir baskı altına alındığını, ya da yüzünden boncuk boncuk terlerin nasıl döküldüğünü konuşanlarımız ise, rutin hayatlarına, günübirlik işlerine devam ediyordu

28 Şubat 1997 öncesiydi; İstanbul'da "Filistinle Dostluk ve Dayanışma Derneği"nin Fatih'te düzenlediği "intifada sempozyumu" vardı; konuşmacılardan birisi de bendim.

Diğer kardeşlerimiz ve ağabeylerimiz İntifada ve Kudüs ile ilgili konuşmalarını yaptıktan sonra, sıra bana gelmişti ki, oturum yöneten -ve şu anda sayın başbakanımızın danışmanlığını yapan- kardeşimiz sözü bize bırakmadan önce, Refah partisinin önde gelenlerin Mardin milletvekili Fehim Adak ile bir iftarda karşılaştığını ve kendisine "hani iktidara geldiğinizde Türkiye ile İsrail arasında imzalanan anlaşmaları yırtıp atacağız diyordunuz. Hadi şimdi yırtsanız ya" dediğini söyleyince, ben de bana tahsis edilen konuyu bir kenara bırakarak, o kardeşimize ve aslında sistem dışında duran biz "devrimci Müslümanlar"a şu itirazı yapmıştım:

"Refah Partisi, mevcut yasallık içinde kurulan bir partidir, yapacakları, yapamayacakları bu yasalarla sınırlıdır. Onlardan İsrail'e savaş açmasını bekleyemeyiz; eğer İsrail'e savaş açması gereken birileri varsa, işte onlar da buradaki bizleriz.

Şehid Fethi Şikaki'nin cenazesinde "hepimiz Şİkaki'yiz" dedik, Şehid Yahya Ayyaş'ı kendimize şiar edindik, gazetelerimize bunu manşet yaptık. Programlarda yaptığımız konuşmalarda sürekli "şehidlerin yolunu sürdüreceğiz" dedik. Filistin'in özgürlüğü uğruna şehadet arzumuzu dillendirip durduk. Ama nedense biz hep ya salonlardayız, ya ofislerimizde ya da evlerimizdeyiz.

Eğer bugüne kadar yazdıklarımızın, savunduklarımızın, konuştuklarımızın zekatını verseydik, kırkta birini yerine getirseydik, bugün burada bir sempozyumda konuşmacı değil, ya zindanda ya da toprak altında bir mezarda olurduk. Biz önce kendimize bakalım, kendimiz kendi inandıklarımız, kendi savunduklarımız ile uyumlu olalım.
"

Program sonrasında, organize ekibi tarafından, belirlenen konuşma konusu dışına çıkmış olmamdan dolayı, usulsüzlük cihetinden de kınanmıştım.

Allah'tan, 10 gün sonra, cezaevi yolculuğuna başladık da "ya zindan ya mezar" tercihinden biriyle yüzleşmiş olduk…

Yine Saadet Partisi'ne dönecek olursak…

Firavunlar Refah Partisi'nin kapatılmasına hükmetmişti. Yüksek yerden gelin emir tereddütsüz yerine getirildi. Ardından Fazilet, derken, Ak Parti gibi "nur topu gibi" ışıldayan bir partimiz doğdu…

Her ne kadar, emperyalizm ve siyonizmin hedefindeki Milli Görüş Hareketi, Saadet Partisi ile yoluna devam ediyorduysa da, Ak Parti'nin cazibesi biz "devrimci Müslümanlar"ı öylesine girdabına çekmişti ki, kenarda duran bazı kardeşlerimizi istisna tutarsak, hepimiz "uydum kalabalığa, Allahuekber" deyip yeni sürece adapte olduk.

Önce kenarlarda biraz dolaştık; sonra kendimize yavaş yavaş ve ardından hızlıca mevki kaptık. Artık dilimiz, duruşumuz, söylemlerimiz yeni bir akreditasyon köprüsünden geçmeye başladı. Bu köprü öyle "sırat" gibi "kıldan ince, kılıçtan keskin" değildi. Dört gidiş-Dört geliş otoban misali, geçen geçene, koşan koşana. Hem bu köprüden geçerken düşme endişesi de yoktu…

Sağa baktık, sola baktık, "sistem dışı" boşalmış… Neredeyse olduğu gibi "sistem içi"ne taşınmıştık...

Bağışlayın, Saadet Partisi'nden konuşacaktık..!

İşte bu "uzlaşmacı" diye tanımladığımız siyasal geleneğin devamı olan Saadet Partisi, "uzlaşmaz" olanlarımıza "nereye gidiyorsunuz böyle?" diye sormaya başladı… Şimdi geri dönüp "sistem içi"nden bize ne diyorsun kardeşim?" diye sorsak, kendimiz "sistem dışı"nda değiliz artık; emperyalizm, siyonizm ile kavgamız var desek, öbür taraftan emperyalistler bizi yola salmış…

İşte kaderin bir cilvesi de bu…

Saadet Partisi, emperyalizmin planlarına, tuzaklarına karşı durup yuvasına çomak sokarken, arılar onları ısıracak, biz de petekten bal yemeye devam edeceğiz…

Bizler ne de güzel "devrimci müslüman"larmışız meğer…

Ne diyelim, "devrimci müslüman"larımıza afiyet olsun, Saadet Partisi'in de yolu açık olsun…

Bu kadar uzattıktan sonra, bir itirafta daha bulunayım…

Yıl 1986, Mısır İhvan-ı Müslimin'in genel Mürşidi Merhum Ömer el Tilmisani yeni vefat etmişti. Bizler o zamanlarda, Şehid İmam Hasan el Benna ve Şehid Seyyid Kutub'ları istisna tutarak, Hasan el Hudeybi ve daha sonraki İhvan liderliğini de "uzlaşmacı" olarak kabul ettiğimizden, İhvan hareketine pek de sıcak bakmıyorduk…

O dönemde yayınladığımız bir dergide, Merhum Ömer el Tilmisani hakkında bir yazıyı tercüme etmesi için, Ezher'de okumuş bir kardeşimize vermiştim. Makalenin tercümesi elimize ulaştığında, merakla okumaya başladım; biz "devrimci Müslümanlar" "uzlaşmacı" diye tanımladığımız İhvan liderliğinin hayat kesitlerini biraz öğrenmiş olacaktık ki, makalenin henüz başlarında, baştan aşağı bir mahcubiyet sarmıştı beni. Merhum Tilmisani'nin hayatı tamamıyla çile, eziyet ve zindan hayatı ile doluydu. 20 yılı aşkın Mısır Firavun zindanlarında kalmıştı. Yanlış yazmadım: 20 yıl…

Ve o an önce vicdanen ve kalben, büyük bir mahcubiyet içinde Mısır İhvan liderliğinden özür dileyip bana haklarını helal etmelerini istedim. Dedim ki içimden kendi kendime: "Eğer uzlaşmacıların hayatının yarısı zindanda geçiyorsa, vay biz devrimcilerin haline.! Bizler çoktan mezarda olmalıymışız meğer."


İşte o gündür bugündür Mısır İhvan liderliğine gıpta ile bakıyorum, hele ki Muhammed Mehdi Akif'leri gördükten sonra…

Bu yazıya, Saadet Partisi barış heyetinin Suriye'ye gitme konusu üzerine başlamıştık, ama konu konuyu açtı, bağışlayınız, epeyce de uzattık…

Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Mustafa Kamalak'ın konu ile ilgili açıklamasına bakarsanız, meramımız daha iyi anlaşılacaktır.

Allah'tan böylesine "aykırı" gidenlerimiz var. Onlara da bu yakışıyor zaten. Ellerinden öperiz…

Şarimiz demişti ya; "Su iner yokuşlardan hep basamak basamak. Benimse alın yazım yokuşlarda susamak."

velfecr-editör
__________________


Bu bir "meydan muharebesidir".Kimsenin tribünden seyretmeye hakkı yoktur.
Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
"Gücümüzü hayra kullanma şuuru ver. . .
S
en tasayı gideren ,kederi def edip gönlü ferahlatansın. . . Amin" (Y_M)


"Arkadaşlar 'Belh'i hala unutmamış...
M e ğ e r . . ."



Liderlere pirdir benim Lider'im...

C.n.f.r.z.

Konu EliF tarafından (08.01.12 Saat 13:37 ) değiştirilmiştir..
View ribat reisesi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için ribat reisesi kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (08.01.12), EliF (08.01.12), hadid (08.01.12), MillîGenclik (08.01.12), oMARmUHTAR (08.01.12)
Alt 08.01.12, 12:19   #2
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5090
Mesajlar : 16,315
Teşekkürleri: 24,286
9,035 mesajına 19,480 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Online

Standart

Saadet Partisi, emperyalizmin planlarına, tuzaklarına karşı durup yuvasına çomak sokarken, arılar onları ısıracak, biz de petekten bal yemeye devam edeceğiz.…


__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08.01.12, 12:23   #3
ribat reisesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 10662
Üyelik tarihi : 25-08-2011
Mesleği : hak davada nefer
Nereden : medeniyetler başkenti istanbul
Konuları : 95
Mesajlar : 942
Teşekkürleri: 729
634 mesajına 1,435 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1 ribat reisesi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart

radikal islamcıların bugün nasıl olupta birden bire akp yanlısı olduğunu anlatan güzel bir itiraf...

hala inatla" siz siyasi sistemin içine girerek büyük hata yaptınız "deyip bir yandan sistemin tv-siyle bankasıyla yüz göz olmuş bu insanlara üzülüyorum....
__________________


Bu bir "meydan muharebesidir".Kimsenin tribünden seyretmeye hakkı yoktur.
Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
"Gücümüzü hayra kullanma şuuru ver. . .
S
en tasayı gideren ,kederi def edip gönlü ferahlatansın. . . Amin" (Y_M)


"Arkadaşlar 'Belh'i hala unutmamış...
M e ğ e r . . ."



Liderlere pirdir benim Lider'im...

C.n.f.r.z.
View ribat reisesi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
kendisine, partisi, saadet, yakışanı, yapıyor

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Saadet Partisi: TV 5 dedikodu yapıyor! ZafeR MGFORUM ARŞİV 4 13.05.11 16:37
SAADET İZMİR:Saadet Partisi, Türkiye'nin yeni umudu Cihad Yıldızı MGFORUM ARŞİV 0 06.07.10 11:26
Biz, bize yakışanı yaparız Muhammed Mahmut Toptaş 0 08.09.09 18:24
Saadet, muhafazakârların kendisine biçtiği rolün dışına çıkınca! Elcihad MGFORUM ARŞİV 2 23.03.09 22:19

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:19 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.