|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,943 | Üyeler: 10,668 | Online: 231 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Akılcılıktan Aklamacılığa ve Yıkım Makinasına…
Kendilerini “Türk aydınlanmacıları” olarak nitelendiren kişiler, “çocuklarımızı Ortaçağ dogmalarına karşı aklın ve bilimin rehberliğinde yetiştirmek zorundayız” diye anakronik, ilkel, sığ ve dogmatik bir slogan atmaya devam ediyorlar hâlâ. Oysa akıl ve bilimi tek rehber katına yükselten ilerleme ve pozitivizm ideolojisi, 19. yüzyılın sonundan itibaren bitmiş, Avrupa'yı da (=Avrupa hâkimiyetini de) bitirmiş bir ideolojidir. Kaldı ki, “Türk aydınlanması”, Avrupa aydınlanmasının kötü bir karikatürüdür. Tıpkı Avrupa aydınlanmasının insanın kendi hakîkatini, eşyanın hakîkatini, Tanrı'nın hakîkatini keşfetme çabasını dert edinen kadîm, geleneksel, derûnî aydınlanma biçimlerinin bir karikatürü olması gibi. O yüzden, Avrupa aydınlanması, varlığa ve hakîkate ilişkin her şeyi yanlış tarif etmiş; idrak edebilecek derûnîlikten mahrum olduğu için de tarif edemediği şeyleri ise ya yoksaymış, insanın hayatının dışına atmış, ya da tahrif etmekte bir sakınca görmemişti. O yüzden, Avrupa aydınlanması, son kertede, Tanrı'yı, insanı, kâinâtı gerçek mahiyetleriyle anlayamamıştı: Bu nedenle önce karikatürize etmiş, sonra da yok etmişti. Bugün geldiğimiz noktada, Batı'da Tanrı fikri yok olmuştur: Tanrı inancının yitirilmesinin yol açtığı boşluğu doldurmak için din-dışı kutsallıklar, din-dışı tanrısallıklar yani yeni-paganizm biçimleri icat edilmiştir: Bütün bir kültür endüstrisi, medya endüstrisi, eğlence endüstrisi yeni-paganizm biçimlerinin üreme alanlarına dönüşmüştür. Aslında aşırılıklar, ifrat ve tefritler gelgiti olan Batı uygarlığı, antik Yunan ve Roma paganizmindeki köklerine geri dönmeye başlamıştır: Ama bir farkla: Antik Yunan ve Roma paganizminde tanrılar, insan sûretinde de olsa, şimşekler çaktıran, savaşlar çıkaran, felâketler “yağdıran” kuvvet ve kudret sahibi yaratıklardı. Yani ürkütücü, ürpertici, korkulacak varlıklar... Oysa kültür endüstrisi tarafından üretilen yeni-paganizm biçiminin tanrıları, korkutucu değil, ayartıcı, baştan çıkarıcı, haz verici sahte idollerden ibaret. Aldous Huxley, Cesur Yeni Dünya başlıklı romanında bu yeni durumu büyük bir öngörüyle ve ustalıkla resmetmişti: İnsanın, kendisine yapılacak kötülüklerden, ayartıcı, baştan çıkarıcı özellikler taşıdığı için haz aldığı bir durumdu bu: İnsanı dünyanın, insanın ve bütün insanlığın sorunlarına yabancılaştıran, kendi içine, kendi fetişlerine, kendi saplantılarına kapatan estetize bir yok oluş biçiminin yaşamak, varolmak olarak algılanma yanılsaması… Freud bile, bu süreci öngörmüş ve kitle içinde duyguların taşkınlaşması ve düşünmenin iptal edilmesi olarak tarif etmişti. Görüldüğü gibi, Tanrı fikrinin karikatürize edilerek yok edilmesi, beraberinde insanın da, aklın da karikatürleştirilmesine ve yok olmasına yol açmıştır. Avrupa aydınlanması, aklı putlaştıran bir projeydi. Aklın her şeyi açıklayabileceğine inanmakla, Tanrı fikrinin de, insanın ve dünyamızın varlığının da dinamitlenmesine giden temelleri muhkem bir şekilde döşediklerinin farkında değillerdi Aydınlanma düşüncesinin (“dindar”) düşünürleri. Nietzsche'nin “Königsberg'li teolog” diye kafa bulduğu Kant, akla taşıyamayacağı bir yük yükleyince, Aydınlanma aklı, bu yükün altında ezilmekten, un ufak olmaktan kurtulamadı ve sadece ilerleme ideolojisini meşrûlaştıran bir aklamacılık aygıtına dönüştü ve aklamacı bir aygıta dönüştüğü andan itibarense bitti. Çünkü akılcılık üzerinden üretilen siyasî ve iktisadî devrimler, esas itibariyle, devasa bir yıkım makinası, barbar bir savaş teknolojisi üreterek iki büyük dünya savaşıyla birlikte Avrupa'nın tarihten çekilmesine giden temelleri atmıştı. Türkiye'de aklı ve bilimi putlaştıranların, aklı ve bilimi nasıl dogma hâline getirdiklerini göremeyecek kadar akıllarını yitirdiklerini nasıl göstermeli onlara acaba? Son bir yüzyıldan bu yana, Batı düşüncesinin aklın ve bilimin eleştirisinden ibaret bir düşünce olduğunu söylemenin bir yararı olur mu, bizim aklı ve bilimi dogmalaştırdıkları için akıllarını kullanma yetilerini de yitiren ve iflah olmaz bir “akıl tutulması” yaşayan sözümona “Türk aydınlanmacıları”na?
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | gençsaadet_19 (18.05.09), muallim (18.05.09) |
![]() |
| Etiket |
| aklamacılığa, akılcılıktan, makinasına…, yıkım |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|