|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,943 | Üyeler: 10,668 | Online: 231 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Felsefe Öldü! Yaşasın Sinema! (1) Yusuf Kaplan ykaplan@yenisafak.com.tr Cuma, 19 Haziran 2009 Geçen hafta, Yazarlar Birliği'nin Film Atölyesi dersinde sinemanın dâhîlerinden Tarkovsky'nin Stalker / İzsürücü filminin 2 dakikalık jeneriği üzerinde yaklaşık iki saat konuştuk. İnanılmaz bir iki saatti benim için de, öğrenci arkadaşlar için de. Karşınızda düşünür-sanatçı dâhî bir yönetmenin filmi olunca ve öğrenci arkadaşlarla yaklaşık altı aya yakın bir süre medeniyetler tarihi, düşünce tarihi, estetik, sanat felsefesi, tarih felsefesi, film teorisi üzerinden derinlikli ve keyifli bir keşif yolculuğu gerçekleştirince, 2 dakikalık bir jenerik üzerinde iki saate yakın esaslı, kanatlandırıcı bir kendini keşif, hayatı keşif, keşfedilmemiş kıtaları keşif yolculuğuna çıkabilmeniz de mümkün olabiliyor. Peki, benzer bir tecrübeyi başka bir sanat türünün metni dolayımında ya da bir felsefe "önerme"si bağlamında da yaşamak mümkün olabilir mi/ydi? Muhtemelen hayır. Hayır; çünkü başka hiçbir sanat metni veya felsefe önermesi etrafında, aynı anda, hem kendini keşif, hem hayatı keşif, hem de keşfedilmemiş kıtaları keşif yolculuğuna -en azından bu kuşatıcılıkta- çıkabilmek pek mümkün değil. Fakat karşımızda sıradışı bir film metni olunca iki dakikalık derinlikli bir jenerik üzerinde iki saat süren çok yönlü, çok katmanlı bir estetik, fikrî, zihnî, kalbî yolculuğa çıkabilmeniz, kanatlandırıcı, önünüze yepyeni koridorlar ve ufuklar açıcı, sizi derin düşüncelere daldırıcı, size esaslı sorular sordurtucu bir tecrübe yaşamanız mümkün olabiliyor. Peki, bu tür bir çok katmanlı keşif yolculuğunu ve tecrübesini felsefe ile yapabilmek, yaşayabilmek mümkün mü? Hayır. Eğer mümkün olsaydı, sinema doğmazdı. Zira sinema, Batı uygarlığının yaşadığı çok yönlü felsefî / varoluşsal krizin ürünü olarak doğmuştur. Yani sinema, hem medeniyet krizinin çocuğudur; hem de bu medeniyet krizinin nasıl aşılabileceğinin imkânlarını sunan ama henüz bu imkânların neler olduğunu fark edemediğimiz bir idrak ve ifade biçimdir. Modern Batı uygarlığı, aklı kutsayan bir uygarlıktır. Akıl ile, akıl yoluyla, aklı kullanarak kendisini aklama kaygısı içinde olan bir uygarlık. Oysa bu, akla taşıyamayacağı bir yük yüklemek demek. O yüzden aklı araçsallaştırmaktan, bir akıl tutulması yaşamaktan kurtulamamıştır. Aklı her şey katına yükseltmekle en büyük kötülüğü yapmıştır Batı uygarlığı, hem akla, hem kendisine, hem de bütün insanlığa. Batı uygarlığının yol açtığı insanlıkdışı katliamlar, savaşlar, patolojik cinayetler aklın putlaştırılmasının sonuçlarıdır aynı zamanda. Antik Grek uygarlığı, teorik felsefe ekseninde kurulmuştu. Modern Batı uygarlığı ise, pratik felsefe denen, felsefenin karikatürü demek olan, o yüzden de felsefeyi bitiren kötürüm ve kötürümleştirici bir "sahte felsefe" ekseninde kuruldu. Ama artık felsefe bitti. Nietzsche de, Wittgenstein da, Heidegger de felsefenin ve dolayısıyla aklın cenazesini bir asır önce kaldırdılar. Ve felsefenin artık haddini bilmesi, tarif yapmaya kalkışmaması, yalnızca tasvirle yetinmesi gerektiğini söylediler bize. Heidegger, yaptığı işin felsefe değil, düşünce olduğunu, felsefenin aslında Socrates'le birlikte bittiğini ilan etmişti. Çağımızın yaşayan en cins düşünürlerinden Deleuze, felsefenin öldüğünü, felsefenin yerini sinemanın aldığını söylüyor bize. Felsefenin yerini sinema aldı almasına da, Batılılar, sinemayı da tıpkı felsefe gibi, tıpkı akıl gibi araçsallaştırarak, -Heidegger'in yerinde ifadesiyle, "kamerayı izleyiciye yöneltilmiş bir silah" olarak kullanarak- çok katmanlı, çok yönlü bir idrak ve ifade biçimi olan sinemanın imkânlarını yok ettiler. Sinema, Batı felsefesinin çok ötesine uzanan derûnî bir idrak ve ifade biçimi olduğu için, sinemanın imkânlarını en iyi seküler, sığ ve sınırlayıcı Batı uygarlığının dışındaki medeniyetlerin çocukları keşfedebilirler. Keşfediyorlar da nitekim: Latin Amerika sinemasından Çin sinemasına, Afrika sinemasından İran sinemasına kadar Batı uygarlığının dışındaki medeniyet havzalarının sinemada ulaştıkları zirve, felsefenin öldüğünün ve sinemanın felsefenin yerini çok daha kuşatıcı bir şekilde aldığının çarpıcı örneklerini çoktan sundu bile bize. Ama bu zirveyi görebilecek ve ulaşabilecek derûnî bir göz, akledecek bir kalp gözü var mı, var olabilecek mi acaba bizde? Bu sorunun cevabını Pazartesi araştıralım…
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | Adige Abzakh (22.06.09), el Büğdüzi (22.06.09), evlad-ı fatihan (22.06.09), Isti'sam (13.07.09), tosba (22.06.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Felsefe öldü! Yaşasın Sinema! (2)
Yusuf Kaplan ykaplan@yenisafak.com.tr Pazartesi, 22 Haziran 2009 Söylediğim şey şu: Özelde klasik dönemden devraldığımız, "çağdaş durum"da da karşı karşıya kaldığımız ve pek çok düzlemde karşımıza çıkan İslâm düşüncesinin sorunlarını da, genelde ise küresel medeniyet krizi sorununu da anlamlandırabilmemizde sinemanın çok büyük katkıları olacağını düşünüyorum. Ben böyle düşünüyorum düşünmesine de, son derece sığ ideolojik, bön ve berbat dünyevî çıkarlar mücadelesi verildiği ve insanların zoraki olarak ilkel kamplar seçmeye icbar edildiği bu çorak iklimde, söylediklerimin tam olarak anlaşılabileceğinden kuşkuluyum. Ama her şeye rağmen insanlığın bu temel varoluş ve hakîkat meselelerini konuşmak, tartışmak zorundayız. İslâm düşüncesinin de, küresel medeniyet krizinin de temel sorunlarının anlaşılmasında ve aşılmasında sinemanın katkılarının ne/ler olabileceğinin idrak edilebilmesi için, üç temel meselenin vuzûha kavuşturulması gerekiyor: Birincisi, sinemanın mahiyetinin, imkânlarının ve tabiî zaaflarının bütün boyutlarıyla kavranabilmesi.İkincisi, klasik ve çağdaş İslâm düşüncesinin temel meselelerinin ve açmazlarının çok iyi fark edilebilmesi. Üçüncü olaraksa, küresel medeniyet krizinin ne olduğunun, nereden kaynaklandığının çok iyi tasvir ve tarif edebilmesi. Önce şu tespiti yapmak zorundayız: Yapay kavgalarla yatıp kalkan, bu yüzden inanılmaz bir güç, enerji ve güven kaybı yaşayan Türkiye gibi zihinsizleştirilmiş zihin'in hâkim olduğu bir ülkede, hem İslâm düşüncesini ve sanatını, hem de Batı düşüncesini, sanatlarını, sanat kavrayışlarını aynı anda bilebilen, idrak edebilen derinlikli bir entelijansiya yok bu çorak ülkede. Entelijansiyamızın hâl-i pür melâli o kadar acıklı, hatta traji-komik bir görünüm arzediyor ki, sözgelişi, Batı uygarlığının ve düşüncesinin imkânlarına ve zaaflarına ilişkin ben ya da başka bir müslüman bir cümle kurduğum/uz zaman, hemen ilkel dürtülerle duvarlar örülüyor önüm/üz/e… Ama aynı cümleleri, Batı uygarlığının Nietzsche, Husserl, Heidegger, Gadamer, Kafka, Camus, Joyce, Derrida, Foucault, Baudrillard, Deleuze, Tarkovsky, Fellini, Rilke, Rimbaud, Goethe vesaire gibi marjinal değil, temel temsilcisi sanatçı ve düşünürleri telaffuz edince, şaşkına dönüyor Türkiye'nin -Pasternak'ın deyişiyle "çağın tutsağı" olan- zihin körleşmesi yaşayan metamorfoz yemiş entelijansiyası. Türk entelijansiyası, derinlikli bir entelektüel donanıma, köklü bir tarih ve medeniyet şuuruna sahip olmaktan uzak olduğu için, kendi yaptığı ve kendisinin dışındaki herkesin de kendisiyle birlikte zorla tapmasını istediği putlarının ne kadar komik, ne kadar ilkel olduğu hatırlatılınca, neye uğradığını şaşırıyor ve ilkel dürtüleriyle inanılmaz savunma mekanizmaları geliştiriyor. Mesela ben "felsefenin sefaleti"nden, "aklın putlaştırılması"ndan, ""bilimin kutsal bir ineğe dönüştürülmesi"nden sözettiğim zaman, hemen kılıcını kuşanıp saldırıya geçiyor. Oysa aynı şeylerden, örneğin Marx (felsefenin sefaleti), Nietzsche (aklın putlaştırılması), Feyerabend (bilim kilisesi, bilimin kutsal ineğe dönüştürülmesi'nden) sözettikleri zaman ne yapacağını şaşırıyor! Gördüğünüz gibi, sinema meselesine henüz giriş yapamadık. Yapamadık; çünkü üzerinde gezindiğimiz bu alan, Türkiye'de berbat mayınlarla döşenmiş, ilkel putlarla ve çıkarperest şebekelerle çepeçevre kuşatma altına alınmış durumda. O yüzden, bütün insanlığı çıkmaz bir sokağın eşiğine fırlatıveren Batı uygarlığını anlama, anlamlandırma konusunda çok esaslı sorunlar yaşıyoruz: İnanılmaz zihnî bariyerlerle karşılaşıyoruz. Böylesine bön ve berbat bir ortamda, kendimizin ve Batı uygarlığının tam olarak anlaşılamadığı, putların hükümfermâ olduğu, "vay sen nasıl olur da felsefe öldü, dersin, gerici, felsefe düşmanı, örümcek kafalı!" gibi gerçek felsefe düşmanlarının, örümcek kafalıların, laik paganların gürültü patırtı yaparak borularını zorla öttürmeye çalıştıkları bir vasatta, sinemanın anlaşılamaması, sinema üzerinden bizim ve bütün dünyanın karşı karşıya kaldığı temel varoluş ve hakîkat srounlarının nasıl anlaşılabileceğinin ve aşılabileceğinin kavranamaması son derece doğal. Ama ben yeldeğirmenlerine karşı verdiğim bu entelektüel mücadeleyi Stalkervârî sürdürmekte kararlıyım.
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline
|
güncelleme
![]()
__________________
''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen) |
|
|
| Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür edenler: | Vukuf-i Kalbi (22.06.09) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 3980
Üyelik tarihi : 03-05-2009
Mesleği : depoculuk
Nereden : ennnnnnnnnnnnnnnnnnn-kara
Konuları : 61
Mesajlar : 1,580
Teşekkürleri: 5,285
704 mesajına 1,183 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 21.05.12
Durumu : Status: Offline
|
YAZIN ÇOK FELSEFİ OLMUŞ BİLADER ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
__________________
Tarihin eline verdiği mührü,
Davası uğruna kullanan Adam, Kim ne derse desin, fütur etmeyiz... Seni seviyoruz, Savunan Adam !... Öksüzün yanında, çâresize dost.. Her zaman hayr ile anılan Adam, Yalnız değilsin, işte milyonlar.. Seni seviyoruz, Savunan Adam !... |
|
|
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Olsun,ne zararı var
__________________
|
|
|
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 3980
Üyelik tarihi : 03-05-2009
Mesleği : depoculuk
Nereden : ennnnnnnnnnnnnnnnnnn-kara
Konuları : 61
Mesajlar : 1,580
Teşekkürleri: 5,285
704 mesajına 1,183 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 21.05.12
Durumu : Status: Offline
|
zarar olur mu olduğu gibi yarar ![]() ![]() ![]() ![]()
__________________
Tarihin eline verdiği mührü,
Davası uğruna kullanan Adam, Kim ne derse desin, fütur etmeyiz... Seni seviyoruz, Savunan Adam !... Öksüzün yanında, çâresize dost.. Her zaman hayr ile anılan Adam, Yalnız değilsin, işte milyonlar.. Seni seviyoruz, Savunan Adam !... |
|
|
| Bu mesaj için evlad-ı fatihan kullanıcısına teşekkür edenler: | Vukuf-i Kalbi (22.06.09) |
![]() |
| Etiket |
| akıl, felsefe, kaplan, sinema, vukuf-i kalbi, yaşasın, yusuf, öldü |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|