|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,943 | Üyeler: 10,668 | Online: 230 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Felsefenin bittiğini, felsefenin yerini sinemanın aldığını söylerken, yaşadığımız gündelik sorunlarla ilgisi olmayan bir cümle kurmuyorum. Aksine gündelik hayatta karşımıza çıkan yakıcı sorunların kökenine ve nasıl anlaşılıp aşılabileceğine ilişkin köklü cümleler kurma kaygısı içindeyim.
Felsefenin bitmesi, felsefenin yerini sinemanın alması demek, bir dünyanın bitmesi, başka bir dünyanın inşasının nasıl mümkün olabileceğine dair yeni bir yolculuğun başla/tıl/ması demek aslında. Çünkü felsefenin bitmesi, salt cüz'î akla dayalı teorik felsefenin değil, pratik felsefe ekseninde kurulan modern dünyanın bütün sözlerinin bitmesi anlamına geliyor. Felsefenin bitişiyle bir dünya / modernlik sona ermiş, yeni bir dünya inşası arayışı içine girilmiştir. Ancak Batı'da romantik çağla başlayan, zamanla postmodernliğe evrilen ve yalnızca yokoluş estetiği -yani dekadans- üreten bu arayış ise tam anlamıyla duvara toslamıştır. Ayrıca Batı uygarlığının dışındaki medeniyet havzalarının hepsi de, postmo-dern -yani anarşik ve kaotik, katastrofik ve kakafonik- bir atmosferin orta yerine fırlatıldıkları ve bütün aslî dinamikleri metamorfoza uğra/tıl/dıkları için seküler-kapitalist sistem tarafından önce uyutulmuş, sonra da yutulmuşlardır. Çünkü postmodern söylemler ve eylemler, Batı-dışındaki medeniyet havzalarının direnç noktalarını kırmış, bu medeniyet havzalarını önce dizüstü, sonra da sırtüstü yere sermiş, düşürüldüğü yere mahkûm etmiştir. Dünyadaki medeniyet havzaları içinde, neo-seküler ve neo-liberal postmodern dekadans biçimlerine karşı canlılık ve hayat emaresi, direniş ve diriliş iradesi geliştirebilecek tek coğrafyanın İslâm medeniyet coğrafyası olduğu anlaşıldığı içindir ki, İslâm, terör gibi ayartıcı ve baştan çıkarıcı bahanelerle hedef tahtasına yerleştirilerek "çarmıha gerilme" temrinlerine maruz kılınmaktadır. Batılılar, Nietzsche'nin, "İslâm'ın önünde diz çökmeliydik" çağrısına kulak kabartmak yerine, İslâm'ı dize getirme, Batı uygarlığının önünde diz çöktürme kaygısı gütmekle, aslında, yeni bir dünya inşası arayışının adresinin neresi olduğunu da açıkça ifşa ve ilan etmiş olmuyorlar mı? Bütün bunların felsefenin bitmesi, felsefenin yerini sinemanın almasıyla alakasına gelince… Tarkovsky, sinemanın imkânlarını yeterince keşfedemediğimizden sözetmişti. Sinemanın zaaflarını sonuna kadar kullanan Klasik Hollywood'u, popüler sinemayı çöp tenekesine atarak konuşmak gerekirse, bugün sinemanın imkânlarının, insanın kendini, hayatı ve keşfedilmemiş kıtaları keşfetme sürecinde, Latin Amerikan, Afrika, Çin ve İran Sineması tarafından enfes şekillerde keşfedilmeye başlandığını görü-yoruz. Yeni bir dünya inşası arayışı ve çabası, sinemayla mümkün olabilir. Çünkü sinema, Batı uygarlığının yaşadığı medeniyet krizinin -varoluş ve hakîkat bunalımının- çocuğudur. Nietzsche, bu bunalımı görmüş, iliklerine kadar yaşamış, bu bunalımın kökenlerine arkeolojik ve jeneolojik kazılar yapmış ve "ahlâkımız, felsefemiz, dekandans biçimleri hâline dönüştü. Karşı-devrim, sanattır" diyerek bunalımın nasıl anlaşılabileceğini ve aşılabileceğini göstermiş cins bir kafadır. Nietzsche, sinemaya; sinema da Nietzsche'ye yetişemedi ne yazık ki. Ama bu o kadar önemli değil. Asıl önemli olan şu: Sinema, hem Nietzsche'dir; hem de daha fazlası. (Ne demek istediğimi ayrı bir yazıda tartışacağım). Medeniyet krizini ancak sanatçı-düşünürler görebilir ve yine medeniyet krizinin nasıl aşılabileceğini ancak sanatçı-düşünürler gösterebilir bize. İslâm medeniyetinin yaşadığı birinci kriz sırasında, Selçuklu medeniyeti, gerçekleştirdiği etik, estetik ve rûhî sıçramayla hem krizi tasvir ve tarif etmiş, hem de krizin nasıl aşılabileceğinin yollarını göstererek yapı taşlarını döşemişti. Ve birinci medeniyet krizi, etik, estetik ve adalet ilkeleri üzerine kurulan Osmanlı hamlesiyle aşılmıştı. Aynı şey Batı'daki Rönesans hareketi için de geçerliydi. Rönesans, öncelikli olarak sanatta başlamış, sonra da felsefe ve bilimde yemişlerini "yemişti". Şiir, İslâm'ın doğduğu çağın zeitgeist'ıydı. Sinema ise çağımızın zeitgeist'ı. Hz. Peygamber'in övdüğü şiirle yerdiği şiirin ne olduğuna yakından baktığımız zaman, "övülecek" sinema ile "yerilecek" sinemanın da ne olabileceğini fark edebilmemiz imkân dahiline girecektir. Bu da Pazartesi'ne artık…
__________________
''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen) |
|
|
| Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür edenler: | Alemdâr-ı İslâm (26.06.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Ya Allahım,bu nasıl bir adam ya ![]() Ula Büğdüz,bunun konuferansları oluyor.Önceden öğrenebileceğimiz bi yer biliyor musun?
__________________
|
|
|
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline
|
bilmiyorum ama bakalım inşaallah
![]() ama bak ben sanat konusunda zayıfım rezil olmayalım ![]()
__________________
''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen) |
|
|
|
|
#4 | |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Alıntı:
Ben çok iyiyim sanki ![]() Üstad'ın dediklerini şimdi daha iyi anladım.Bugün-yarın gidersem bu yazıyı ona götürelim beraber ![]() Mübarek adam sanatla uğraş diye diye,başımın etini yedi
__________________
|
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Alıntı:
oğlum bak tolstoydan 2 kitap okudum biri hacı murat diğeri kayıp risale ![]()
__________________
''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen) |
|
|
|
|
|
#6 | |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Alıntı:
Bende bu hafta dostoyevskinin,suç ve cezasını daha yeni bitrdim.Ben tam dayaklığım yani
__________________
|
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| imkânları, krizi, medeniyet, sinemanın |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|