| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,943 | Üyeler: 10,668 | Online: 228 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Yusuf Kaplan »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14.08.09, 09:15   #1
el Büğdüzi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9 el Büğdüzi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline

Standart Bir asalaklar tarihi: Hırsızlık, yolsuzluk, komisyonculuk

Ben, bir müslüman olarak, müslüman olduğunu söyleyen kişilerin nasıl olup da hırsızlık, yolsuzluk ve komisyonculuk yapabildiğine inanamıyorum gerçekten! Aklım, havsalam almıyor!

Allah'a, âhirete, hesap günü'ne inanan bir müslüman, nasıl olur da hırsızlık, yolsuzluk, komisyonculuk yapabilir? Tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz dikebilir? Haketmediği bir şeyi rahatlıkla midesine indirebilir? Harama el uzatabilir? Anlayamıyorum gerçekten!

Allah'a, âhirete, hesaba çekileceğine inanmayan bir kişinin, hırsızlık, yolsuzluk ve komisyonculuk gibi çirkefliklere bulaşmasını bir yere kadar anlıyorum: Adam “kitapsız” çünkü: Yolunu şaşırmış çünkü: Bu dünyaya, paraya-pula, “karıya-kıza” tapıyor; hevasının, şeytanın oyuncağı olmuş; egosunu, hazlarını, dünyevî çıkarlarını putlaştırıyor çünkü.

Ölçüleri yok; hakîkat ölçütü yok elinin altında çünkü. Sadece egosunun, hazlarının, çıkarlarının peşinde koşturduğu için, insan olma özelliklerini yitirmeye ramak kalmış çünkü. O yüzden başkalarını da yok etmekten, başkalarının hakkını, hukukunu da hiçe saymaktan kurtaramaz kendisini: “Başkaları cehennem”dir onun için artık çünkü.

Sosyal teoride “homo laikus” olarak tanımlanan bu tür bir insan tipi, vicdanının, kalbinin, merhamet duygusunun, paylaşma duygusunun yok olduğunu da göremez; kendisi dışındaki, kendisini ilgilendirmeyen hiçbir şeye de gerçek anlamda ilgi duyamaz.

Elbette ki, her insanın vicdanı, kalbi, merhamet duygusu vardır. Elbette ki, her insan, insanlığın katledilmesine, yok edilmesine, ayaklar altına alınmasına isyan eder. Ama kendi egosunu, çıkarını, hazlarını, fetişlerini merkeze alan bir hayat anlayışını benimseyen bir insanın vicdanı da, kalbi de, merhamet duygusu da, başka insanlara, başka varlıklara, tabiata hakîkaten hayat bahşedecek bir sahiciliğe, samimiyete, ferağata, diğergâmlığa, adalete, ahlâka, estetiğe hiçbir zaman ulaşamaz. Eğer ulaşmış olsaydı, dünyamızın son birkaç yüzyılda tanık olduğu felâketler, sömürgecilik ve emperyalizm cinayetleri yaşanmazdı.

Evet, “kitapsız” bir adamın, ruhunu, vicdanını, kalbini, merhamet duygusunu sığ egosunun, bencil hazlarının, ilkel çıkarlarının taleplerine boyun eğdiren bir adamın hırsızlık, yolsuzluk, komisyonculuk yapmasını anlayabiliyorum. Ama bir müslümanın, Allah inancı, ahiret inancı, hesap inancı olduğunu söyleyen bir müminin, hırsızlık, yolsuzluk ve komisyonculuk yapmasını, haramı tabiî bir şey hâline getirmesini, kul hakkına tecavüz etmesini normal, meşru bir şeymiş gibi görmesini, aşağılık bir mahlûkât gibi yaşayıp gitmesini, sonra da müslüman olduğunu söylemesini, daha da kötüsü İslâmî duyarlıklara ve duyargalara sahip olduğunu söylemeye kalkışmasını aslâ ve kat'â anlayamıyorum!

Çünkü mümin kişi, inanan kişidir; emîn / güvenilir kişidir; emanete aslâ hıyanet etmeyecek kişidir; emniyeti teminat altına alabilecek ontolojik düzleme geçebilmiş bir kişidir.

Ama Fahr-i Kâinât Efendimizin hadislerinde tarif ettiği bu mümin şahsiyet özelliklerinin hemen hepsinin hızla hayatımızdan çekilip gittiğini görüyorum.

Bedel ödeyemeyen; İslâm'a dolaysız, dolayımsız inanmayan; bu uğurda her türlü imtihanı göğüsleyemeyen; meşakkatli, zahmetli, uzun bir yola çıkmaya hüküm giyme cesareti gösteremeyen; aksine, harama kolaylıkla alışabilen, hırsızlığı, yolsuzluğu, komisyonculuğu kolaylıkla içselleştirebilen yığınlar, asalaktır ve her türlü felâkete müstehaktır.

Yakın tarihimiz hırsızlık, yolsuzluk ve komisyonculuk açısından üç evreden geçen bir asalaklar tarihidir: Birinci evre, sol-seküler asalakların; ikinci evre, sağ-seküler asalakların; son çeyrek asırlık evre ise, “dinci” asalakların “tepe tepe yiyicilik” tarihidir.

Hırsızlığa, yolsuzluğa, komisyonculuğa bulaşmayan, göz yummayan insanların “salak” olarak adlandırıldığı bir toplum, asalakların neden olduğu felâketlerden aslâ kurtulamaz.

Hırsızlığa, yolsuzluğa, komisyonculuğa “hayır!” diyemeyenler, haksızlığa, hukuksuzluğa, vicdansızlığa da “hayır!” diyemezler! “Hayır!” deme özelliklerini de, haksızlığa karşı yüce, asil başkaldırı husûsiyetlerini de, hassasiyetlerini de yitirirler. Ve köleleşirler!

O yüzden, zaman, ahlâk davası zamanı, asil bir dava ahlâkını içten içe besleme, yeşertme ve büyütme zamanıdır!

Rabbimiz şöyle buyurur çünkü: “Biz sizi imtihan ederiz. Ta ki sizden mücahid olanları bilelim.” (Muhammed Sûresi: 31).
__________________


''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen)
View el Büğdüzi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Agd_İntifada (14.08.09), Vukuf-i Kalbi (14.08.09)
Alt 14.08.09, 14:24   #2
Agd_İntifada - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 18
Üyelik tarihi : 08-08-2008
Konuları : 80
Mesajlar : 1,426
Teşekkürleri: 1,113
347 mesajına 610 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Agd_İntifada is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 05.12.09
Durumu : Status: Offline

Standart

Alıntı:
Hırsızlığa, yolsuzluğa, komisyonculuğa bulaşmayan, göz yummayan insanların “salak” olarak adlandırıldığı bir toplum, asalakların neden olduğu felâketlerden aslâ kurtulamaz.

Hırsızlığa, yolsuzluğa, komisyonculuğa “hayır!” diyemeyenler, haksızlığa, hukuksuzluğa, vicdansızlığa da “hayır!” diyemezler! “Hayır!” deme özelliklerini de, haksızlığa karşı yüce, asil başkaldırı husûsiyetlerini de, hassasiyetlerini de yitirirler. Ve köleleşirler!

O yüzden, zaman, ahlâk davası zamanı, asil bir dava ahlâkını içten içe besleme, yeşertme ve büyütme zamanıdır!
İmanî söylemler dilden kalbe inmedikçe bu tür yazıları çok okuyup yazarız..Allah c.c. korkusu nasıl aşılanmış bu ve bu tür işlerle uğraşan insan müsveddelerinin kalplerine?İş yetiştirmekte bitiyor.İstisna olan muhakkak var ama kaide bozulmaz.Paraya ona buna tapan bir toplum aynı kendisi gibi nesil yetiştirir değil mi?
İnşaAllah zamanın ne zamanı olduğunu gören insanlar çoğalır..Çoğaldığı zaman illaki bişeyler değişecektir.

Paylaşım için Allah c.c. razı olsun..
__________________
Her bildiğini söyleme ama söylediklerini daima bil.
***
View Agd_İntifada'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Agd_İntifada kullanıcısına teşekkür edenler:
el Büğdüzi (14.08.09)
Cevapla

Etiket
asalaklar, bir, hırsızlık, komisyonculuk, tarihi, yolsuzluk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:00 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.