| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,943 | Üyeler: 10,668 | Online: 226 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Yusuf Kaplan »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15.11.10, 21:33   #1
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart Avrupa'yı "biz" kurtarabiliriz ancak




Avrupa'yı "biz" kurtarabiliriz ancak




Sonunda Avrupalı düşünürler de bizim burada yılardır haykırdığımız yakıcı gerçekleri açıkça itiraf etmeye başladılar. Avrupalı düşünürlerden Alain Touraine, Habertürk gazetesinin gerçekleştirdiği, -bence- yılın röportajı'nda, özetle, "Avrupa çatırdıyor, adım adım çöküşün eşiğine doğru sürükleniyor. Avrupa'yı çöküşten ancak Türkiye kurtarabilir", dedi. (Bunun gerçekleşebilmesi için, Türkiye'nin "ayak" ve zihin bağlarından kurtulması gerekiyor öncelikle; ama o sürece girdik elhamdülillah).


Touraine'in söyledikleri gereken ilgiyi görmedi Türk basınında. Bu ilgisizliğin gerisinde, Avrupa'yı, Batı'yı putlaştıran Türkiye'deki entelijansiyanın putlarının yıkılması, "suç ortaklığı"nın ifşa edilmesi korkusu yatıyor olsa gerek.


Gerçekten de Batı uygarlığı söyleyebileceği her şeyi söyledi ve "bitti". Bu gerçeği büyük düşünür Nietzsche çok veciz bir şekilde şöyle ifade etmişti: "Avrupa'nın söyleyebileceği tek yeni şey, yeni bir şey söyleyemeyeceği gerçeğidir."


Avrupa, Heidegger'in ifadesiyle "bir akşam ülkesi"dir artık; güneş çoktan batmış, karanlık çoktan çökmüştür. Bu gerçeği Baudrillard da, İslâm'ın terörle özdeşleştirilerek insanlığın önünden uzaklaştırılması girişimlerine karşı, "oysa insanlığın önündeki tek seçeneği yok ediyoruz" diye ifade etmişti.


Batı uygarlığının, fikrî, siyasî, sosyal ve iktisadî bakımdan geldiği en iyi, en son nokta liberalizmdir: Liberalizmi insanlığın ulaştığı en mükemmel nokta, bir özgürleşme biçimi olarak sunmak, en iyimser ifadeyle safdilliktir.


Liberalizm, bir özgürleşme biçimi değildir; aksine bir özgürleşme yanılsaması, yanıltmacasıdır: Felsefî olarak zihnin, ahlâkî olarak davranışların ve değerlerin, sosyolojik olarak toplumu ayakta tutan anlam haritalarının ve kurumlarının, iktisadî olarak birey'den küre'ye kadar insanın, insanlığın iktisadî varoloş düzeninin ve düzeneklerinin tefessüh etmesidir.


Liberalizmin başarısı, gerçekte, insan'lık fikri'ni hiçe sayışının, yok edişinin katlanarak gerçeğe dönüşmesini garanti ediyor yalnızca: Liberalizmin ürettiği sosyal ve iktisadî refah toplumu, insanların hakikatten, anlamın dünyasından, içine sürüklendikleri felsefî, sosyal ve iktisadî anlamsızlık, hiçleş/tir/me kriziyle yüzleşmekten kaçış biçimlerini hem çoğaltıyor, hem de meşrulaştırıyor çünkü.


İnsanların iktisadî refaha ulaşmasıyla, daha mutlu, daha huzurlu, daha anlamlı bir hayat sürdürebilecekleri fikri, insanın varoluş hakikatinin ve hakikatin varkılış imkânlarının ve katmanlarının kavranamadığı, olgunlaşamayan, haddini bilemeyen, bencilleşen, kibrinden çatlayan ilkel ve barbar bir fikirdir: Sonuçta hayatın ruhsuzlaşması, insanların vicdanlarını yitirmeleri, bireysel, sosyal ve küresel ilişkilerin, erdem, hikmet, saygı, incelik gibi temel vazgeçilmez ilkeler üzerinden değil, çıkar ve güç ilişkileri, dolaylı, örtük kontrol ve kolonizasyon biçimleri üzerinden kurulmasına, bu da insanların olmak fikri yerine daha fazla sahip olmak, -daha fazla haz sahibi olmak, daha fazla güç ve servet sahibi olmak- gibi ilkel, pagan ve barbar dürtüler üzerinden kurulmasına yol açıyor.


Avrupa, kurtarılmayı bekliyor gerçekten. Sürüklendiği, girdiği cendereden, fasit daireden çıkarılmayı. Avrupa'da dışarıdan ve yüzeysel değil, içeriden ve derinlemesine yaptığınız bir keşif yolculuğu, bu çaresizliği size bütün derinliğiyle, yönleriyle ve boyutlarıyla gösterecektir. Ben Köln'den Amsterdam'a kadar yaptığım mini-Avrupa seyahatinde bu yakıcı gerçeği bir kez daha gördüm, bir Avrupa şehrinde, Londra'da 12 yıl yaşamış, soluk alıp vermiş biri olarak.


Sözünü ettiğim kaçısın, estetize yok oluşun en ürpertici mekânı Amsterdam: Amsterdam'da şehrin sokaklarında, uyuşturucunun serbestçe alınıp satılması, pornografik / cinsel uyuşturucunun serbestçe dolaşıma ve tüketime sunulması, insanların hakikatin yitirildiği, anlamın sırra kadem bastığı, ruhun hayaletlere dönüştüğü bir ortamda adına "özgürleşme" denilerek gerçekleştirilen liberalizmin kontrol ve kolonizasyon düzenini, düzeneğini ve yanıltmacasını nasıl da haz alarak, ayartarak sürdürebildiğinin ve meşrulaştırabildiğinin, insanı hakikat adına, insanlığın geleceği adına ürperten göstergeleri.


* * *


Almanya seyahatimiz sırasında bize eşlik eden, arabasını veren, her türlü yardımı yapmaktan çekinmeyen, orada e-mail adresime düşen e-mailinden sonra tanıştığımız ama kâlû-belâ'dan beri dost ve kardeş olduğumuzu gönülden hissettiğimiz, önaçıcı çalışmalara öncülük eden sevgili kardeşim Murat Kubat'a ve değerli eşi Nihal Hanım'a, Köln'den Yılmaz Gümüş ve "dâhi çocuk" İbrahim Bahçi kardeşlerime, Amsterdam'dan Abidin Tuncer ve değerli eşiyle Yardımeli Derneği'nin Avrupa temsilcisi Mustafa Bildirici kardeşlerime gösterdikleri kardeşlikleri, dostlukları ve "ev sahiplikleri" için içten teşekkürlerimi iletiyorum buradan. Önümüzdeki günlerde bu kardeşlerimle yaptığımız zihnî fetih, kalbî keşif yolculuklarını, bu güzel insanların Almanya'da, Avrupa'da yaptıkları gözdoldurucu, Avrupa insanının da önünü ve gönlünü -hakikate- açacak değerli çalışmalarını sizlerle paylaşacağım...


Yusuf Kaplan

__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür edenler:
 (22.11.10)
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "HU" okur... Alemdâr-ı İslâm Bize 5 dakikanızı ayırırmısınız? 1 07.09.10 15:54
"""""""""""" Utanıyorum......Allah'ım"""""""""""" Adige Abzakh AKADEMİ GRUBU 1 07.09.10 15:50
"Ya Rabbi" dememizin altında, Allah'ın "buyur" demesi vardır... el Büğdüzi Hekimoğlu İsmail 4 02.06.09 16:49
Nasrallah'tan Lübnanlılara "Birlik", İsrail'e "Tehdit" Dolu Mesajlar whamzaw DÜNYADAN HABERLER 0 25.05.09 23:04
"Müslim" Kardeşim Erciyes'in Kalbine Saplanan "Haç" ve İsyanı… Vukuf-i Kalbi Yusuf Kaplan 0 16.03.09 12:13

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:03 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.