| Konular: 48,951 | Mesajlar: 306,666 | Üyeler: 10,575 | Online: 409 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE » Zeki Ceyhan »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01.09.10, 17:33   #1
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 2892
Mesajlar : 9,678
Teşekkürleri: 8,166
4,980 mesajına 9,778 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Exclamation Bizim açımızdan itaat

BİZİM AÇIMIZDAN İTAAT
ZEKİ CEYHAN

01-09-2010

Bizim açımızdan itaat!

İtaat bizim açımızdan Rabbimizin bir emrine uymaktır!

Tıpkı namaz kılmak gibi!

Oruç tutmak gibi!

Zekat vermek gibi!

Hacca gitmek gibi!

Yalan söylememek gibi!

Hırsızlık yapmamak gibi!

Adam öldürmemek gibi!

Fitne fesat çıkarmamak gibi!

Hasılı Yüce Kitabımızda bizden yapmamız istenen herhangi bir emre nasıl uymakla mükellef isek lidere itaat konusunda da kendimizi aynen öyle mükellef hissederiz!

Namaz kılın emri orta yerde dururken nasıl bu devirde namazda neymiş diyemiyorsak!

Oruç tutun emri orta yerde dururken nasıl bu sıcakta oruç mu tutulurmuş diyemiyorsak!

Zekat verin emri orta yerde dururken nasıl artık zekat dönemi çok geride kaldı diyemiyorsak!

Hacca gidin emri orta yerde dururken nasıl artık Hacca gitmek bize gerekmez diyemiyorsak!

Yalan söylemeyin emri orta yerde dururken nasıl bu devir yalan devri biz de yalancılar kervanına katılalım diyemiyorsak!

Hırsızlık yapmayın emri orta yerde dururken nasıl o devir artık geride kaldı biz de cebimizi bir şekilde doldurmaya bakmalıyız diyemiyorsak!

Adam öldürmeme emri orta yerde dururken nasıl o eskidendi artık canımız kimi isterse kurşuna dizeriz mantığıyla hareket edemiyorsak!

Fitne fesat çıkarmama emri orta yerde dururken gün fitne ve fesat çıkarma günüdür diyemiyorsak!

Aynen öyle "Allah'a, Peygamber'e ve sizden olan lider'e itaat edin" emrini de duymazlıktan, görmezlikten gelemeyiz!

Lidere itaat emri Kur'an-ı Kerim'in öteki emirleri gibi bizi bağlıyor!

Kafamız kızınca, aklımıza esince; yaptığı işler, verdiği emirler hoşumuza gitmeyince lidere itaatsizlik edemeyiz!

Edersek ne olur?

Rabbimizin bir emrine muhalefet etmiş oluruz!

Rabbimizin emrine muhalefetin neticelerine katlanmayı göze alanlar lideri takmayabilirler! Ya da takar gibi yaparken lider ne derse desin hiç oralı olmayabilirler!

Ama biz öyle yapamayız!

Rabbimizin bütün emirlerine uymaya çalışırız!

Öteki emirlerine uymayı nasıl şiar edinmişsek, lidere itaat konusundaki emrine de aynen öyle uyarız!

Bizim açımızdan lidere itaat Rabbimizin bir emrine kayıtsız şartsız teslim olmaktan başka bir şey değildir!

Ne mutlu Rabbimizin emirlerine harfiyen uymaya çalışanlara!

__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
____________________________________
Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim ?
Küfre isyan,ölümüne İslam,inadına Erbakan!......
ÇİLESİNİ ÇEKMEYE ÜŞENDİGİN BİR DAVANIN ,MÜKAFATINA DA TALİP OLAMAZSIN..........
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz:
Abdülhamit (01.09.10), Alemdâr-ı İslâm (01.09.10), arifan yolcusu (01.09.10), gazikentli (02.09.10), leyya (02.09.10), suvari4060 (02.09.10), yayla77 (01.09.10), yuusuuf (01.09.10)
Alt 01.09.10, 18:41   #2
arifan yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 6735
Üyelik tarihi : 03-02-2010
Mesleği : eğitimci
Nereden : dersaadet
Konuları : 669
Mesajlar : 4,966
Teşekkürleri: 2,498
2,582 mesajına 5,042 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7 arifan yolcusu is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

enaniyet büyük imtihan...
Rabbim son nefese kadar biatına sadık kalanlardan eylesin...
__________________
Her halde maksut sensin,
Her manada anlatılmak istenen sensin

eller ne derse desin,
sen bize en sevgilisin

04/02/2011
unutulmayacak günlerden
View arifan yolcusu'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için arifan yolcusu kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
Adige Abzakh (02.09.10), Alemdâr-ı İslâm (01.09.10), Dolunay (02.09.10), suvari4060 (02.09.10), yayla77 (01.09.10)
Alt 02.09.10, 00:18   #3
Dolunay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Grubu : Yeni Üye
Üye No : 8088
Üyelik tarihi : 28-08-2010
Mesleği : Grafiker, web developer
Konuları : 2
Mesajlar : 9
Tecrübe Puanı: 0 Dolunay is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 03.09.10
Durumu : Status: Offline

Standart

Hocamızın değerini iyi bilmek gerek gösterdiği yoldan emin adımlarla tereddütsüz gitmek gerek.
__________________
EN TEHLİKELİ YANLIŞ, DOĞRUYA EN YAKIN YANLIŞTIR! ''PROF. DR. N.ERBAKAN''
View Dolunay'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Dolunay kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (02.09.10), suvari4060 (02.09.10)
Alt 02.09.10, 12:55   #4
a rahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Grubu : Yeni Üye
Üye No : 3874
Üyelik tarihi : 27-04-2009
Nereden : nevşehir
Mesajlar : 3
Tecrübe Puanı: 0 a rahim is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 18.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

bu kadar itaat hoşuna gidene ve gitmeyene ...sonunana kadar olmalı...rabbbim ayaklarımızı ayırmasın
View a rahim'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için a rahim kullanıcısına teşekkür edenler:
Alemdâr-ı İslâm (02.09.10)
Alt 02.09.10, 13:38   #5
Cihad Yıldızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2559
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,892 mesajına 5,198 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9 Cihad Yıldızı is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 04.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Dr. Hasan Hüseyin Gül / birikimhaber
--------------------------------------------------------------------------------


Son zamanlarda camiamızda yoğun bir şekilde tartışılan, lider, itaat, biat gibi kavramların kardeşlik hukukuna zarar verecek bir yoğunlukta olduğu görülmektedir. Ayrıca bu konuların dini referanslarla konuşuluyor olması, beraberinde çeşitli problemler getirmektedir.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, öznel olayları Kuran ve Sünnetin genel ilkeleri göz ardı edilerek, parçacı bir zihniyetle ayet ve hadislerle değerlendirmek, problemli bir konudur ve konuları daha da içinden çıkılmaz bir boyuta taşımaktadır. Hakem olayından sonra Haricilerin “hüküm Allah’ındır” ayetinden yola çıkarak, Hz Ali’yi şehit etmelerini dini bir vecibe olarak gördüklerini unutmamak gerekir. Yine tarihimizde saltanatın devamı için kardeş katline fetva verildiğini de unutmamak gerekir.

Bu tartışmaların çerçevesinde bizim için örnek olan Hz peygamberin sahabe ile olan ilişkisinin bu problemimize ışık tutabileceğini düşünüyorum. Konuyu bütün boyutları ile değerlendirmek için de bu soruların önem arz ettiği kanaatindeyim:

“1- Örnek bir lider olarak Hz Peygamber, Sahabeyi ne şekilde yönetmiştir?

2-Ashabına karşı sevgi, şefkat ve merhametle davranması, Resul- sahabe ilişkisini ne şekilde etkilemiştir?

3-Onun liderliğinde baskı veya dayatma söz konusu mudur?

4- Onun verdiği emir ve yasaklar ashabı tarafından hikmetinden sual olunmaz, sebebi hedefi araştırılmaz direktifler olarak mı algılanmıştır?

5- Hz. Peygamber, her buyruğu harfi harfine yerine getirilen mutlak bir otoritemdir?

6- O, peygamberlik, siyasi ve askeri liderlikten oluşan otoritesini nasıl kullanmıştır?

Diğer taraftan sahabe, inançları istikametinde, mallarını canlarını hiç tereddüt etmeden feda ettikleri bu peygamberin çeşitli konulardaki, talimatı karşısında kayıtsız şartsız bir teslimiyet içinde olmuşlar mıdır? Onlar onun sadece ne dediğine veya ne yaptığına mı bakmışlardır? Yoksa pek yakından tanıdıkları ve uğruna her türlü fedakârlığı yapmaktan zerre miktarı çekinmedikleri Resul-i Ekrem’in ne zaman hangi şartlarda, ne amaçla söyleyip yaptığını araştıran ve onu anlamaya çalışan fakih kimseler miydi? Acaba onlar gerektiğinde ona çeşitli sorular, teklifler ve talepler yöneltmek suretiyle, kendi görüşlerini rahatlıkla arz edebiliyorlar mıydı? Hatta yeri ve zamanı geldiğinde onun bazı tasarruflarını tenkit, tashih, edebiliyorlar, onu eleştirebiliyorlar mıydı?

Yukarıda zikredilen sorulardan bazıları garipsenebilir. Buna meydan vermemek için şu açıklamayı yapmak gerekir:

Hz peygamberin çeşitli vasıfları vardır. Şüphesiz bunların başında ve ilk aklımıza gelen vasfı resul olması, Allahın elçisi olmasıdır. Bu vasfı ile Hz Peygambere itaatte, sahabenin ve daha sonra gelecek müminlerin en ufak bir tereddüt göstermeleri düşünülemez. Hz peygambere itaat, onu sevmek, onun emirlerine gönülde hiçbir rahatsızlık duymadan teslim olmak Kurani bir gerekliliktir. Bu konuda pek çok ayeti kerime ve hadis zikretmek mümkündür. Siyer ve hadis kitaplarımız bu konudaki örneklerle doludur.

Bunun yanında Hz Peygamberin bir beşer olduğunu, aynı zamanda sosyal hayat içinde pek çok zaman bu yönü ile de bulunduğunu unutmamak gerekir. Yeri geldiğinde onun bir baba, bir eş, bir hakim, bir komutan ve siyasi bir lider olduğunu biliyoruz. Yukarıda zikredilen soruların da daha çok bu yönü ile düşülmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Hz Peygamberin bu yönleri söz konusu olduğunda sahabenin özgürce görüşlerini ifade ettiğini, yeri geldiğinde Hz peygamberi daha önce verdiği bir kararından vazgeçirmek için çalıştığı, kimi zaman bunda başaralı olduğu, zaman zaman ona itiraz ettiklerini ve kimi zaman da Hz peygamberin sözünü dinlemediklerini görmekteyiz.

Bu konuda bazı örnekleri zikrederken sahabenin Hz. Peygambere karşı koyduğu gibi bir görüntü vermekten Allaha sığınırım. Amacım camiamızda son kongre ile lidere itaat, biat gibi kavramlarla kesin bir itaatin İslami bir geçerliği olmadığı “o ne derse o” gibi anlayışların İslami bir dayanağının olmadığını ifade etmektir. Bunu yaparken de sahabenin bile Hz Peygamberin beşer olarak tasarruflarına zaman zaman karşı çıkarken bizim lider ne derse o anlayışının İslam ile bağdaşmadığını göstermeye çalışmaktır.

Hayberi’in fethinde ehli eşeklerin yenmesini yasaklayan Hz peygamber, içlerinde bu tür etlerin pişmekte olduğu çömlekleri dökmelerini ve çömlekleri de kırmalarını ashabına emretmişti. Oradakilerden bir adam “Ey Allahın Resulü Onları döküp yıkasak ya” deyince Hz Peygamber ya da öyle yapın buyurmuştu. (Buhari, Meğazi 38, 5/72; Zebaih, 14, 6/224

Bedir savaşı öncesinde Hz Peygamber’in orduyu yerleştirdiği yerin savaş stratejisi için uygun olmadığını düşünen Hubbab b. Munzir, bunun Hz Peygamberin bir içtihadı olduğunu anlayınca başka bir yer önermiş ve bu öneri Hz peygamber tarafından kabul edilmiştir. (İbn Sa’d, et-Tabakat, 2/15)

Hz peygamber, Hendek savaşında geri çekilen Gatafan kabilesine Medine hurmalarının 1/3 mahsulünü vermeyi düşünmüş, sahabeden Sa’d b. Muaz, Sa’d b. Ubade ve Hz ömer bu fikre, bunun Allahın emri değil de kişisel görüş olması durumunda razı olmadıklarını söylemişler ve Hz peygamber onların görüşünü kabul etmiştir. (Abdurrezzak, el-Musannef, 5/367-8; İbn Sa’d, et-Tabakat, 2/73; İbn Ebi Şeybe, el-Musannef, 8/378)

Hz Aişe cariyesi Berireyi azad edince, o köle olan kocası Muğisten ayrılmayı tercih etti. Eşini çok seven Muğis Medine sokaklarında ağlaya ağlaya onun peşinde dolaşıyordu. Nihayet Muğis Hz Peygamberin aracı olmasını rica etti. Hz Peygamber “Ey Berire Allah’tan kork, o senin hem kocan hem de çocuğunun babası ne var ona geri dönsen” buyurmuş ama Berire bunun bir emir olmadığını anlayınca “ona ihtiyacım yok” diyerek Hz peygamberin aracılığına rağmen ayrılmıştır. Hatta Hz peygamber amcası Abbasa “Ey Abbas Muğis’in Berire’ye olan şu sevgisiyle, Berire’nin ona olan buğzuna şaşırmıyor musun” diyerek hayretini ifade etmiştir. (Buhari, Talak 16, 6/171-172; Ebu Davud, Talak 19, No: 2231, 2/670

Bir yetim ile Ebu Lubabe bir hurma bahçesi yüzünden anlaşmazlıklarını Hz peygambere götürmüşler, Hz peygamber Ebu Lubabe lehine karar verince yetim ağlamaya başlamış, Hz peygamber ona “o hurma bahçesini ona ver, sana cennette onun gibi verilsin buyurmuşsa da, o vermemiştir. Bunu duyan İbnu’d-Dahdaha bu müjdeye ulaşmak için ona iki hurma bahçesi vererek, o hurma bahçesini satın alır ve yetime bağışlar.( Abdurrezzak, el-Musannef, 5/406-7)

Hz peygamber, münafıkların başı olan Abdullah b. Ubey b. Selul’un cenaze namazını kıldırmak istemiş Hz ömer buna muhalefet etmiş ve bunun üzerine inen ayet Hz Ömer’in görüşünü desteklemiştir. (Buhari, Cenaiz85, 2/100, Cenaiz 78, 2/95; Muslim, Munafikun 2, 3/2140)

Hz peygamber Ebu Zerr’e Müslüman olduktan sonra bunu gizli tutmasını emretmiş ancak Ebu Zerr, Hz Peygamber’e “Seni hak olarak gönderene yemin ederim ki, ben bu kelimeyi onların tam ortasında haykıracağım” demiştir. (Buhari, Menakib 6, 4/158-9; Muslim Fedailu’s-Sahabe 132-133, 11/1923-4)

Uhud savaşında bozguna uğrayan İslam ordusu dağa tırmandıktan sonra, Ebu Sufyan İçinizde Muhammed var mı? Ebu Bekir Var mı? Ömer var mı? Sorularına her seferinde Hz Peygamber, ona cevap vermeyin demiştir. Ses gelmeyince Ebu Sufyan Bunlar mutlaka öldürüldüler yoksa cevap verirlerdi deyince, Hz Ömer “Yalan söylüyorsun ey Allahın düşmanı Allah seni hüzünlendirecek kadarını sağ bıraktı diye cevap vermiştir. (Buhari, Meğazi 17, 5/30)

Hudeybiye Antlaşmasında müşriklerin antlaşmanın sonunda “Allah’ın Resulü Muhammed” ibaresine karşı çıkmaları üzerine, Hz Ali’ye o ibareyi silmesini, yerine Muhammed b. Abdullah yazmasını istemiş, ama Hz Ali bunu silmemiştir. (Buhari, Meğazi 43, 5/85)

Sahabenin hayatından örnek vermek gerekirse, Sa’d b. Ubade ile Hz Fatıma’nın Hz Ebu Bekir’e biat etmediklerini ve bunun İslam toplumu içinde bir fitneye mahal vermediğini görmekteyiz.

Yine Sahabenin yönetim anlayışını ifade etmek bakımından şu örneğin dikkat çekici olduğunu düşünmekteyim: Bir gün Hz. Ömer hutbede “bir yanlış yaparsam tepkiniz ne olur?” diye sorar. Hutbeyi dinleyenler arasında yer alan bir köle “sen hata yaparsan, eğri kılıcımızla seni düzeltiriz” diye cevap verir. Bu cevap Hz Ömer’in çok hoşuna gider ve böyle özü doğru sözü doğru yönetilenler olduğu için Allah’a hamd eder.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Değerlerimiz söz konusu olduğunda kayıtsız şartsız teslim olma gibi bir yönetim anlayışını savunmak mümkün değildir. Bu da her şeye itiraz ve yüksek idealler için yapılan çalışmalara engel olma anlamına gelmemektedir.



Not: Bu konuda daha geniş bilgi edinmek isteyenler Prof. Dr Bümyamin Erul’un “ Sahabenin Sünnet Anlayışı” ile “Örnek Bir Lider Hz. Peygamber” isimli çalışmalarına müracaat edebilirler.)
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim..

...
View Cihad Yıldızı'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02.09.10, 13:46   #6
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Nereden : Kâinat
Konuları : 4762
Mesajlar : 15,431
Teşekkürleri: 23,197
8,358 mesajına 17,861 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart

İslam'da Liderlik



Kıymetli kardeşlerim, genel olarak Dünya Müslümanlarının özel olarak da ülkemizdeki şuurlu Milli Görüşçü kardeşlerimizin; içinde yaşadığımız sıcak problemlerden büyük bir bölümünün İslam’daki “Liderlik Kavramı” ve buna bağlı olarak “Güven ve İtaat” esaslarının ilmen hazmedilebilecek bir şekilde bilinememesinden ve uygulanmamasından kaynaklanmaktadır.

Şimdi bu konuları kısa kısa delilleriyle birlikte siz kıymetleri kardeşlerime sunmak istiyorum. Bu Temel Esaslara göre düşünür bunlara göre adım atarsak sahil-i selamete çıkabiliriz. Aksi takdirde heva ve nefislerin arzularına göre hareket edersek hem koca bir camiaya zarar veririz hem de hesabını ahirette dahi veremeyeceğimiz bedbaht bir duruma düşebiliriz Allah muhafaza etsin. Şuurlu kardeşlerimden aşağıda ana kitaplarımızda belirtilen bu önemli konuları ulaştırabildikleri bütün teşkilat ve dava mensuplarımıza her türlü vasıta ile ulaştırmaları ve bunların öğrenilmesini ve uygulanmasını sağlamaya gayret göstermelerini hassaten rica ederim.


İslam da Liderlik ve Biat

İslam fıkhında liderliğin adı:
Büyük imamlık, halife, emir, başkan ve imam lafızları ile ifade edilir.

a) İmam Maverdi bu liderliği şöyle tarif ediyor: “ Dini koruma ve Dünyayı din ile idare etmekte peygamberliğe vekâlet etmektir ( El- Ahkamu’s Sultaniye Syf 5)”


b) İmam-ul Harameyn bu konuda şöyle diyor: “ İmamet, tam bir önderlik; Din ve dünya işlerinde özel ve tüzel her Müslüman ile alakası bulunan bir başkanlıktır.”


c) İmam-ı Nesefi “ Dini emirleri uygulamada bütün ümmetlere vacip olmak üzere Hz. Peygambere vekâlettir.”


d) İbn-i Haldun ise şöyle diyor: “ Uhrevi maslahatlarla ilgili olan dünyevi maslahatlar konusunda şer’i esaslara göre tüm insanları sevk ve idare etmektir. Zira dünya işlerinin hepsi Allah katında ahiret maslahatına yöneliktir. Gerçekte imamet-liderlik, dini korumada ve dünyayı din ile idare etmede şeriat sahibine vekâlet etmektir (Mukaddime syf 190).”


Yukarıda belirtilen tarifleri ve liderin varlığının vacipliği üzerinde Müslümanların kahir ekseriyeti icma etmişlerdir. Sadece bu icmadan hariciler ve bir kısım mutezile ayrılmışlardır.


Bu durumda İslam davası için ortaya çıkan bir yapının lider seçmesi hangi Temel Esaslara göre olmalıdır. Bir defa eğer bu yapıda önceden beri devam eden ve liderliği sakıt olmayan biri varsa ve ona itaat sözü bütün birimler tarafından verilmişse yeni bir liderin seçimi diye bir şey söz konusu olamaz. Bu durumda ne olabilir? Kurucu lider var ve görevinin başında ise onun tayin edeceği ve davanın bazı önemli işlerini göreceği bir kısım vekiller tayin eder. Lider bu hakkı ve yetkiyi doğal olarak kullanma hakkına sahiptir. Mademki biz bu lidere
“masiyyet dışında sevinçte ve tasada, zorlukta ve kolaylıkta, emir ve idare konusun da lider ile mükanaşa etmemede, işleri ona havale etmede, emir dinleme ve itaat etmede, ona söz-ahid vermişiz” onunla hangi Temel Esaslara göre bir mücadele eğilimine girme hakkını kendimizde görebiliriz. Bu eğilim tamamen kendi heva ve arzularımız istikametinde yürüdüğü zaman vardığımız sonuç ne olursa olsun hüsran olmaz mı?

Bilmeliyiz ki, İslam bilginlerine göre bir teşkilatın fertleri ile lideri arasındaki sözleşme olan biat şöyle tarif edilir.
“Bey’atın, itaate dair söz-ahid vermekten ibaret olduğunu bilin. Bey’at eden kimse sanki benim işime ve Müslümanlarla alakalı hususlara bakmayı sana havale ettim, bu gibi şeylerde katiyen seninle çekişmeyeceğim, hoşlansam da hoşlanmasam da emirlerine itaat edeceğim diye emiri ile muahede (sözleşme) yapmıştır ( Mukaddime – cilt1- syf 293).”

Bu sözleşme yüzlerce Hadisi Şerifte, Ashabı Kiram’ın tatbikatında ve binlerce yıldır İslam liderliğinin tatbikatlarında böyle anlaşılmış ve tatbik edilmiştir.
Şimdi ise birileri çıkıp da zan, hırs ve nefsi arzularına dayalı olarak ben artık liderliğin emirlerine uymam derse ana caddeden - ehli sünnet caddesinden sapmış nefsinin arzuladığı sonucun sebebini oluşturmanın peşinde koşmuş olur. Aynı zamanda Temel Esaslarımızda liderin hakkı olan bir yetkiyi ve görevi kendi hakkı zannedip ahdine ters davranışları ortaya koyamaz. Buna teşebbüs kaos ile sonuçlanacak bir durumu doğurur ki, onun tamiri mümkün değildir.

Denilirse ki; Lider yaşlanmıştır, ona itaatimiz artık gerekmez; Bu durumda onlara şu Temel Esaslar hatırlatılır. İslam da meşru bir liderin yok sayılmasının veya görevinden ıskat edilmesinin şartları nelerdir? Bunlar bilindiği zaman mesele netlik kazanır. Bunlar fıkıh kitaplarımızın İmamet bahislerinde şöyle sıralanmaktadır:


a) Liderin İslam’dan vazgeçip küfre girmesi durumunda, itaat sakıt olur.


b) Aklını yitirmesi durumunda, itaat sakıt olur.


c) Düşmanın eline geçip esir düşmesi ve kurtulamaması durumunda, itaat sakıt olur.


d) Görevini yerine getiremeyecek ölçüde organlarını kaybetmesi durumunda, itaat sakıt olur.


e) Fasıklığı, zulüm ve bid’atlar sebebiyle adalet vasfının zedelenmesi durumunda, itaat sakıt olur.


f) Haramlardan birinin yapılmasını emretmesi durumunda, itaat sakıt olur.


g) Allah’ın indirdiği hükümler ile hükmetmemeye çalışması durumunda, itaat sakıt olur.


İşte yukarıda belirtilen durumlardan herhangi birisi bizim itaat sözü verdiğimiz Liderde bulunursa o zaman istişare ( ehl-ül hal vel akd) heyetinde bulunanlar o organizasyonun ileri gelenleri ile de istişare ederek kendilerine yeni bir lideri din ve dünya işlerini yürütmek üzere nasp ederler. Bunun dışında yukarıda belirtilen arzular istikametinde bazı zanlara ve hevalara kapılarak liderlik yok sayılamaz ve onunla herhangi bir münakaşaya ve mücadeleye girmeye Temel Esaslarımız müsaade etmez.

Milli Görüş davasının mensubu olup da bu Temel Esaslara aykırı bazı davranışlar içine girmek ne kadar büyük bir vebal ve sorumluluk gerektirdiğini idrak etmek her kardeşimizin asli görevidir. Böyle bir davranışın sadece bu eyleme kalkışanı değil bütün teşkilatı ve hatta ümmeti iç ve dış düşmanların karşısında zaafa uğratır. Bilmeliyiz ki bu tür uğraşlar bizim hem dünya hem de ahirette aleyhimize olabilecek çalışmalardır. Bu durumda onlara şu Ayeti Kerime’yi hatırlatmak vazifemizdir:

“Benim yapabileceğim sadece Allah’ dan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O’nun elçilik görevlerini yerine getirmektir. Artık kim Allah’a ve Elçisine baş kaldırırsa, ona içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır (Cin-23).”


Resulullah Efendimiz bu konularda aşağıda zikrettiğimiz Hadisi Şeriflerde şöyle buyuruyor:


“Kim bana itaat ederse şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur. Her kim benim emirime itaat ederse şüphesiz bana itaat etmiş olur. Kim emirine (liderine, başkanına) isyan ederse şüphesiz bana isyan etmiş olur ( İbn Mace-Cihad-39).”


Ubade bin Samitten (ra): “Biz Rasulullah’a zor ve kolay günlerimizde işitip itaat edeceğimize, yöneticilerle ( yönetimi ele geçirmek üzere) çekişmeyeceğimize, halkın kınamasından korkmayıp sadece Allah’tan korkacağımıza, nerede olursak olalım hakkı söyleyeceğimize dair bey’at ettik (Buhari).”


Ve yine Resulullah buyurdu ki:


“Üç kişi vardır ki kıyamet gününde Allah onlarla konuşmayacak ve onları temize de çıkarmayacaktır. Onlar için elim bir azap vardır.
Bunlardan birincisi, yol kenarında yeterli suyu bulup ta o sudan yolcuları faydalandırmayan kimse. İkincisi, sırf dünya çıkarı için bir imama bey’at edip; Eğer imam kendisine istediklerini verirse bey’atına vefa gösterip istediğini elde edemezse bey’atından dönen kimse. Üçüncüsü ise ikindi namazından sonra birisine bir mal satıp da Allah adına yemin ederek kendisine o fiyat verilmediği halde mala şu kadar fiyat verildiğini söyleyip Allah adına yemin eden ve karşısındakini kandıran kimse ( Buhari-6672).”

Burada görülmektedir ki, dava eri liderine sadece Allah rızası için itaat eder. Bunun karşılığında dünyalık herhangi bir şey beklemez ve emredilen şey onun hoşuna gitse de gitmese de asla vefasını bozamaz. Liderlik için çekişmeye girmek açıkça men edilmiştir.


Ahdini bozduğunda ( emredilene uymadığında) acı ve elem verici bir hesap gününden, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden Allah’a sığınarak; Nefsinin, şeytan ve dostlarının saptırmalarına karşı uyanık olmalı, onların İslam’ı yok etme ve Müslümanları zaafa düşürme emellerine hizmet etmemelidir.


İbni Abbas’tan (ra), Rasulullah buyurdu ki:


“Kim emirinden (başkanından) hoşlanmadığı bir husus görürse sabretsin. Çünkü kim cemaatten (teşkilattan) bir karış ayrılırsa cahiliye ölümü ile ölmüş olur ( Buhari, Müslim).”


Şu da kesin olarak bilinmelidir ki; Şuurlu Müslümanlar aynı anda iki kişiye biat edemezler. Eğer gafil bulunup birinciye verdikleri itaat sözünden vazgeçip, ikinci bir kimseye Liderlik için biat ederlerse bu durum şeriatımızda asla kabul edilen bir durum değildir. Bu konuda şu Hadisi Şerif tutmamız gereken yolu bize göstermektedir:


“Birinciye ettiğiniz biat’e bağlı kalınız ve onlara haklarını veriniz. Yani emirlerini dinleyiniz. Çünkü Allah onlara da yönettikleri insanların haklarını soracaktır (Buhari ve Müslim).”

Bir başka Hadisi Şerifte şöyle buyrulmaktadır:

“Kim bir toplulukta Allah rızası için çalışır da isabet ederse Allah onu kabul eder, yanıldığı zaman onu bağışlar. Kim de tefrika çıkarmaya (ayrı baş çekmeye) çalışıp da isabet etse bile Allah onu kabul etmez ( Taberani, Mucimul-Kebir).”


Bir başka Hadisi Şerifte:


“Kim Müslümanların işlerinden bir göreve tayin edilip de bir kimseyi sadece sevdiği için onların üzerine görevli kılarsa, Allahın laneti onun üzerine olur ( İmam Ahmet Bin Hanbel’in Müsnedi).”


Ve yine Ubade Bin Samitten, Rasulullah buyuruyor ki:


“Benden sonra başınıza, sizin iyi gördüklerinizi kötü, kötü olarak kabul ettiklerinizi de iyi olarak kabul edecek bir takım insanlar geçeceklerdir. Şunu iyi bilin ki, Allaha baş kaldırana itaat yoktur ( Ahmet Bin Hanbel – İmam Taberani Mucemul-Kebir).”


Yukarıdan beri sıraladığımız Temel Esaslarımız doğrultusunda fikir ve inanç birliğimizi oluşturup söylem ve eylemlerimizi bu esaslar doğrultusunda yapmayı başarabilirsek, o zaman topluluğumuz içine düştüğü bu fitnelerden rahatlıkla kurtulacaktır. Bu konuda sabırla Liderimizin gösterdiği ve göstereceği çözümleri kavramalı ona göre hareket etmeliyiz. Gelecek yazımızda taban ile tavan arasında lider ile topluluk arasında ki güven ve istişare konularını işlemek dileğiyle Allaha Emanet Olunuz!


Muhittin Yıldırım
__________________



De ki: «Rabbim, gireceğim yere doğrulukla girmemi sağla, çıkacağım yerden de doğrululukla çıkmamı nasip et ve benim için kendi katından yardım edici bir kuvvet ver.»

İsrâ Sûresi,17/80


View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler:
a rahim (14.12.11)
Cevapla

Etiket
açımızdan, bizim, itaat

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Peygamber’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur! Seida İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP 0 02.02.10 11:48
Bizim mahalle mi, bizim site mi? Alemdâr-ı İslâm MİLLİ GAZETE 0 08.07.09 22:46
İki sevme arası bir itaat... intifada-AGD SERBEST KÜRSÜ 0 27.06.09 21:35
"Kim Allah'ın Rasûlü'ne itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur." (en-Nisa, 4/80) واويلا TARTIŞ-YORUM 3 10.06.09 04:25
Itaat Nene Hatun Tefsir 0 19.02.09 11:04

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:26 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.